Logo Giriş Sayfası Yap 
Sık Kullanılanlara Ekle 
İletişim 
-
 
 

Reklam Verin!


Ödevin Adı : Türkiye Ve Depremler
Sayfa Sayısı : 60
Ödevin İçeriği ( Sadece Bir Kısmı ) : Türkiye Ve Depremler

Yerküre üzerinde Oluşan Depremlerin Büyüklüğü Ve Neden Oldukları Zararlar Gözönüne Alındığında Iki Ana Deprem Kuşağı En çok Ilgi çeken Bölgelerdir. Bunlardan Biri Büyük Okyanusu çevreleyen Ve özellikle Japonya üzerinde Etkili Olan Pasifik Deprem Kuşağı, Diğeri Ise Cebelitarık’tan Endonezya Adalarına Uzanan Ve Türkiye’nin De Içinde Bulunduğu Akdeniz-himalaya Deprem Kuşağıdır.

Türkiye’nin Bulunduğu Bölgede Büyük Levhalar Arasında Küçük Birçok Levhanın Olması, Türkiye’nin Büyük Bir Bölümünün Deprem Kuşağı Içinde Yer Almasına Neden Olur.
Türkiye, üç Büyük Levhanın Etkisi Altındadır. Avrasya, Afrika Ve Arap Levhaları. Anadolu’nun Büyük Bir Kısmının Yer Aldığı Anadolu Levhası, Avrasya Levhasının Küçük Bir Bölümüdür.

Bu Levhalar Arasındaki Etkileşim şöyledir: Afrika Levhası, Akdeniz’de Helenik-kıbrıs Yayı Denilen Bölgede, Avrasya (veya Onun Bir Parçası Olan Anadolu) Levhasının Altına Dalar. Arap Levhası Ise Kızıldeniz’deki Açılma Nedeniyle Kuzeye Doğru Hareket Eder Ve Anadolu Levhasını Sıkıştırır. Bu Sıkıştırma Sonucu Bitlis Bindirme Zonu (bitlis Kenet Kuşağı) Oluşmuştur. Sıkıştırma Halen Sürdüğü Için, Anadolu Levhası Kuzey Ve Güneydeki Fay Hatları Boyunca Batıya Doğru Hareket Eder. Anadolu Levhasının Kuzey Sınırı, Bir Bölümünde 17 Ağustos Depreminin Oluştuğu Kuzey Anadolu Fayı’dır. Güney Sınırını Ise, Helenik-kıbrıs Yayı Ile Doğu Anadolu Fayı Oluşturur. Arap Levhasının Sıkıştırması Sonucu Batıya Kayan Anadolu Levhasının Sınırlarında Ve Afrika Levhasının Avrasya Levhasının Altına Dalması Sonucu Akdeniz’de Ve Ege Graben Sistemi Içersinde Depremler Meydana Gelir. Ancak Arap Levhasının Sıkıştırması Bu Bölgelerdeki Hareketlenme Ile Tamamen Telafi Edilemediği Için Iç Anadolu Ve Doğu Anadolu Bölgelerinde De Içsel Deformasyon Nedeniyle Depremler Olabilmektedir.



Eviniz Hangi Zeminde?

Büyükşehir Belediyesi Zemin Ve Deprem Inceleme Müdürlüğü’nün Hazırladığı Jeoloji Haritası.


Büyükşehir Belediyesi Zemin Ve Deprem Inceleme Müdürlüğü'nün Hazırladığı Jeoloji Haritasına Göre, Istanbul'un Zemini Neredeyse Her Semtte Farklı özellikler Sergiliyor. Harita, şehrin Hangi Bölgelerinin Depreme Daha Dayanıklı Olduğunu Da Gösteriyor. Jeoloji Haritasının önemli Sonuçlarından Biri Avrupa Yakasının Anadolu Yakasına Göre Hem Yapılaşma Hem De Deprem Açısından Daha Zayıf Olması. Bunun Dışında Haritada çavuşbaşı Bölgesi Depreme Karşı En Sağlam Zemin Olarak Görülüyor.
Binanın Bulunduğu Zeminin Sağlamlığı Depremde Bir Avantaj. Ancak Burada Iki Noktaya Dikkat Etmek Gerekiyor. Birinci Olarak, Zemin Ne Kadar Sağlam Olursa Olsun, Inşaat Kalitesine Dikkat Edilmemiş Ve Proje Doğru Uygulanmamışsa Binanın Ayakta Kalması Mümkün Değil. Ikinci önemli Nokta Ise, Zemin Etüdü. çünkü En Sağlam Görünen Zeminin Bile Birtakım Sakıncalı Bölgeleri Olabiliyor. Zemin Etüdü Yapılmadan Rastgele Gerçekleştirilmiş Binalar Bu Sorunlu Bölgelere Denk Geldiğinde Bina Depremde Yine Büyük Zarar Görüyor.
Insanlığın Artık Bataklığa Bile Bina Yapabildiğini Gözden Kaçırmamak Gerek. Dolayısıyla Zeminin Sağlam Olması Tek Başına Bir Anlam Taşımıyor. Uzmanlara Göre önemli Olan Zemin Etüdüyle Bina Yapılacak Araziyi Tanımak, Sorunlarını Tespit Etmek Ve Buna Uygun Inşaat Projesi Geliştirmek. Daha Da önemlisi Uygulanan Projeyi Denetlemek.
1- Alüvyon: Yapılaşma Için Sakıncalı Ve Depreme Dayanıklı Değil. Genel Olarak Taşıma Kapasitesi çok Düşük. Ama Beykoz Ve Riva Civarında Alüvyon Zemin Sıkışarak Katılaştığı Için Bir Ya Da Iki Katlı Bina Yapılabilir.
2- Kuşdili Formasyonu: Taşıma Kapasitesi Zayıf Ama önlem Alınarak Bina Yapılabilir. Ataköy'ün Bulunduğu Yer Bu Zemine Sahip. Ataköy'ün Altında Genç Yani Halen Faaliyette Olan Faylar Da Var. Bu Tehlikeyi Daha Da Arttırıyor.
3- Alüvyon Yelpazeleri: Depreme Dayanıklılığı Zayıf. Yüksek Katlı Ve Yoğun Yapılaşma Için Sakıncalı. Ancak Düşük Katlı Binalar Yapılabilir. Sultanbeyli Bu Zemine Sahip.
4- Bakırköy Formasyonu: Iyi Zemin Olarak Kabul Ediliyor. Yapılaşmaya Müsait Ama Zeminde Lokal Sorunlar Olabiliyor. Bina Sorunlu Bölgeye Denk Gelmişse Depreme Dayanıklılığı çok Azalıyor.
5- Güngören Formasyonu: Depreme Karşı Zayıf. Yapılaşma Için Kötü Bir Zemin. Zemin, 14-15 Derecelik Bir Eğim Kazandığında Heyelan Meydana Gelebiliyor.
6- çukurçeşme Formasyonu: Taşıma Kapasitesi Iyi. Bina Yapılabilir. Ama Kötü Bir Huyu Var. Yamaç Olan Bölgelerde Su Tutuyor Ve Bu Yüzden Akışkanlık Kazanıyor. Yani Heyelan Yapıyor. Eğimli Bölgelerde Tehlikeli. Büyükçekmece Ve Küçükçekmece Gölleri Arasında Görülüyor.
7- Gürpınar, Karaburun Ve Ceylan Formasyonları: üçüde Aynı özellikleri Gösteriyor. Depreme Dayanıklı Değiller. Avrupa Yakasının Büyük Bir Bölümünde Bu üç Zemin Türü Var. üç Zemin De Binaların Depremde Daha çok Hasar Görmesine Neden Oluyor.
8- Soğucak Formasyonu: Sağlam Zemin Olarak Nitelendiriliyor. Taşıma Kapasitesi Yüksek. Depreme Dayanıklı. En önemli Kusuru Suyun Asitik özelliğinden Etkilenerek Erimesi Ve Yeraltında Mağaralar Oluşması. Mağara Yüzeye Yakın Olduğunda Tehlikeli Oluyor. Küçükçekmece Ve Kuzeyi Ile Sazlıbosna Civarında Görülüyor.
9- Hamamdere Formasyonu: Genel Olarak Soğucak Formasyonuyla Aynı özellikleri Gösteriyor Ama Taşıma Kapasitesi Daha Az.
10- Sarıyer Formasyonu: Volkanik Kayalardan Oluşuyor. Yapılaşmaya Müsait. Depreme Dayanıklı. Ama Bu Zeminde De Ayrışmış Yani Depreme Karşı Zayıflamış Bölgeler Olabiliyor. Bina Bu Bölgeye Denk Gelirse Taşıma Kapasitesi Düşük Olduğu Ve Heyelan Yaptığı Için Tehlikeli.
11- Kutluca, Hereke, Tepecik, Erikli, Kapaklı, Kocatarla Formasyonları Ve Tavşantepe Kuvarslı Diyoriti: Aynı özellikleri Gösteriyorlar. Taşıma Kapasiteleri Yüksek Olduğu Için Yapılaşmaya Uygunlar. Depreme Dayanıklılar. Kusurları Ise, Yer Yer Erimeyle Oluşmuş Boşluklarının Olması. Gebze Ve Izmit'e Yakın Bölgelerde Görülüyor.
12- çavuşbaşı Giyandoriti: Mağmanın Yüzeye çıkmasıyla Oluşmuş Sağlam Bir Kayadan Oluşuyor. Yapılaşmaya Uygun Ve Depreme Son Derece Dayanıklı. Ama Kayanın çevresinde Ayrışmış Yani Sağlamlığını Kaybetmiş Bölgeler Var. Bu Bölgeler Yapılaşmaya Uygun Değil. Bina Kayanın Etrafını çevreleyen Bu Bölgeye Denk Gelirse Tehlikeli Oluyor. çavuşbaşı Ve Civarında Görülüyor.
13- Trakya Formasyonu: Genel Olarak Sağlam Bir Zemin. Ama Kırılma, çatlama Ve Faylanma Gibi özelliklere Sahip. Bu Nedenle Düzlük Bölgeleri Yapılaşmaya Uygun Ve Depreme Dayanıklıyken Eğimli Bölgelerde Endişelenmek Gerekiyor. Sarıyer, şişli, Beyoğlu, Beşiktaş, Gaziosmanpaşa, Eyüp, Ikitelli, Esenler Ve Kağıthane'de Görülüyor.
14- Baltalimanı Ve Tuzla Formasyonları: Taşıma Kapasitesi Yüksek. Yapılaşmaya Müsait Ve Depreme Dayanıklı Bir Kayadan Oluşuyor.
15- Kartal Formasyonu: Trakya Formasyonuyla Benzer özelliklere Sahip. Yapılaşmaya Uygun Bir Zemin. Daha Yaşlı Olduğu Yani Kayalaşma Sürecini Tamamladığı Için Bilim Adamlarınca Depreme Karşı Daha Güvenli Kabul Ediliyor.
16- Dolayoba, Göldağı, Aydost Ve Kurtköy Formasyonları: Anadolu Yakasının önemli Bir Bölümü Bu Zemine Sahip. Taşıma Kapasitesi çok Yüksek, Stabil Ve Deprem Açısından Sağlam Bir Zemin. Tek Kusuru, Tektonik Olaylarla Meydana Gelmiş Yeraltındaki Kırıklar Birbirinin üstüne Biniyor. Iki Kırık Arasındaki Bölgeye Rastlayan Binalar Için Tehlike Olabiliyor.
17-karaburun-çukurçeşme Formasyonu (ayrılmamış): Ortak özellik Gösteriyor.
18- Kartal-tuzla-baltalimanı Formasyonu (ayrılmamış): Ortak özellik Gösteriyor.
Kırmızı çizgi: Istanbul'un Altından Geçen Ve Kırmızı çizgiyle Gösterilen Fay Hatları, Bilim Adamlarınca ‘‘ölü Fay Hattı’’ Olarak Adlandırılıyor. Bu Fay Hatları, Depremlerde Harekete Geçmiyor. şehrin Altından Geçen Aktif Bir Fay Hattı Yok.
Kaf Tek Parça Mı Kırılır, çok Parça Mı?

Kuzey Anadolu Fayı, Marmara'da Tek Parça Mı Kırılır, çok Parça Mı?
Marmara'nın Yapısı Tek Parçalı Kırılmayı Zorlaştırıcı, Iki Parçalı Kırılmaya Daha Kolay Bir özellik Taşımaktadır.
Ahmet Ercan (prof. Dr. Itü Maden Fakültesi Jeofizik Müh. Böl Ayazağa-istanbul)
Marmara Denizi'nde Kuzey Anadolu Kırığının Tek Parça Mı (9) Yoksa çift Parça Mı (4) Kırılacağı Tartışma Konusudur. Tek Parça Kırılırsa, Sarsıcı Deprem Büyük Olması Gerekir. çok Parçalı Kırılırsa 6.5 Ile 7.3 Arasında Beklenir. Bu Olguyu Denetleyen, Kimi Yapısal özellikler Ve Süreksizlikler Vardır.
Yeryapısal Kırıklar:
Marmara'da Birbirini Kesen Iki Ana Kırık Vardır. Bunlardan Biri Doğu-batı (db) Yönünde Kuzey Anadolu Kırığı (kaf-kak), Diğeri Bunu çapraz Olarak Kesen Kb-gd Uzanımlı Trakya-eskişehir Kırığıdır. Ergene çukurunu Oluşturan Ana Kırık Trakya-eskişehir Kırık (tek) Kuşağıdır. (1), (3) Bu Kırık Kuzey şelfi Ile Orta Bölgeyi Ayıran Ana Süreksizliktir (2). Tek'in Genişliği 15-20 Km Olup Kuzeydeki Kenarı Normal Kırık, Güneydeki Ise Ters Kırıktır (1), (3). Eskişehir-bursa-gemlik-imralı üzerinden Gelen Kırık Kuzey Anadolu Kırığını Büyükçekmece-kumburgaz'ın 20-25 Km Marmara Denizi Içinde Kestikten Sonra Marmara Ereğlisi-gümüşyaka Kesiminde Karaya Geçer. Kuşağın Güney Kıyısı çorlu-büyük Karıştıran-lüleburgaz-babaeski-havza üzerinden Edirne Pazarkule'den Bir Kolu Yunanistan'a Girerken Xanthi, Drama, Kavala, Taşoz üzerinden Selanik'e Doğru Yay çizer. Kuzey Kıyısı Gümüşyaka'dan çorlu'ya çerkezköy-saray-pınarhisar-kırklareli-sülüoğlu-lalapaşa Güneyinden Bulgaristan'a Girer Ve Rodop Kuşağında Birleşir. Tek'in Güney Koluna Lüleburgaz Kırığı (lk), Kuzeyindekine Kırklareli Kırığı (kk) Denir. Edirne-havza-babaeski-lüleburgaz-büyük Karıştıran-çorlu Ve çerkezköy Gibi önemli Yerleşim Alanları (anadolu-avrupa Yolu) Bu Ana Kırık Kuşağı Içinde Yer Alır. Her Iki Kolda Sağ Atımlı Bir Kırıktır. Oluşum Yaşı Ise Geç Oligosen, Erken Miyosen'dir (25 Milyon Yıl). önceleri Oldukça Etkin Olan Bu Kırık 3.5 Milyon Yıl önce Gelişip Bir Kolu Eski Ganos Kırığı Ile Birleşen Kuzey Anadolu Kırığı'nın Doğuşu Ile Ikincil Bir önem Kazanmış Ve Etkinliğini Yitirmeye Başlamıştır. (1), (3), (5).


Kesişen-ana Kırıklar Ve Davranışları:
Tek'in Kaf Ile Yaklaşık Kesim Yeri Olan Büyükçekmece Batısındaki (m. Ereğlisi-gümüşyaka) Ganos Kırığının Deprem Etkinliği Gösterirken, Bu Kesişmenin Doğusunda Kalan B.çekmece-darıca Arasının Depremcik Suskunluğu Göstermesi Ilginçtir (4). Belki Tek'in Kaf'ı Kesişi Ve Kesişme Noktasının Doğu Ve Batısındaki Yer Yapısının Ayrı Olması Ve Ayrı Kırılma Dirençleri Göstermesi Kaf'ın Marmara Denizi Içinde Tek Parça Olarak Kırılmasına Doğal Bir Engel Oluşturabilir. Bu Nedenle Kaf Marmara Içinde Iki Parçalı Olarak Kırılabilir. Kaldı Ki Sismotektonik Oluşum Ve Kaya Kırılma Davranışı Bu Görüşü Destekler Biçimdedir.
Ayrıca, Suskun Olan B.çekmece-herkete Arasında Paleozoyik Birimler Yer Almaktadır. Bu Birim Oldukça Dayanımlı, Kırılma Direnci Yüksek Ve Mühendislik özellikleri Bakımından Tekdüzeye Yakındır. O Nedenle Doğrudan Gelen Kırıcı Baskılara Karşı Direnmektedir. Kestirilen Direnme Gücü 7-8 10 22 Erg'tir. Oysa, Bunun Batısında B.çekmece-mürefte Arasında Yer Yapısı Aynı Değildir. Bu Kesimde Trakya çukurunu Yüzeyde 0.4-0.7 Km Kalınlıklı Genç Neojen Tutturulmamış çökelleri Ve Altta Fliş-kumtaşı-şeyl Ardalanmasında Oluşan 6-7.5km'lik Genç Kaya Birimler Oluşturur (1), (2), (6), (7). Bu Kesimin Olası Enerji Eşdeğeri Kırılma Dayanımı Direnci (4-7 10 22 Erg'dir). Bunun Altında Dayanımı Yüksek Metamorfikler Yer Almaktadır (2000-3000kg/cm2). Kuzey Marmara'da Ortalama Deprem Odak Derinliğinin 15 Km Olduğu Anımsanırsa, Batı Koldaki Yapının Ilk üst Yarısı (%6'sı) Kırılgan, Alt Kesimi Az Kırılgan Bir Yapıdan Oluşur. Bu Nedenle, Biriken, Kırıcı Gerilimin Bir Kısmı 2.5 Ile 5 Büyüklüğünde çok Sayıda Depremle Boşalır. B.çekmece-körfez Arasındaki Doğu Kolda Dirençli Yer Yapısı çok Kalın Tüm Yapı Az Kırılgan Bir özelliktedir. O Nedenle öncü Depremcikler Oluşturmaz. O Nedenle Darıca-b.çekmece Arası Kırılmaya Karşı Yaklaşık 100 Yıldır Direnmektedir.
Yerin Sarsım-kırılma Yapısına Göre Eğer Bir Bölgedeki Yer Yapısı Orta-az Kırıklı, Gevrek, Kırılgan Ve çok Türlü Ise, Bu Kesimde Toplanan Gerilim Enerjisi çok Küçük öncü Depremlerle Boşalır Ve Sonra Ana Deprem Gelir (4). Tıpkı B.çekmece-mürefte) Kolu Gibi. Oysa Yapı Kırıksız-az Kırıklı, çok Az Kırılgan Ve Tek Düze Ise, Bu Kesimde Toplanan Enerji, Yeri Kıramadığından öncü Depremcikler Oluşturmaz Ve Tüm Gerilim Tek Bir Depremle Boşalır. Tıpkı B.çekmece-darıca Arasında Olduğu Gibi. O Nedenle, Kaf'ın Kuzey Marmara Kolu Doğu Ve Batı Bölüm Olmak üzere Ikili Bir Kimlik Göstermektedir. Dolayısıyla Biri Doğuda, 110km'lik Bir Yarılmayla M=7.3, Diğeri Batıda 30-40km'lik Bir Yarılmayla M=6.4 Büyüklüğünde Ayrı Ayrı Iki Depremle Kırılması Daha Güçlü Bir Olasılıktır (4). Ne Var Ki Mürefte Batısında M-7'den (gelibolu-saroz) Büyük Deprem Beklenebilir.

Tek-kaf Etkileşimi:
Iki Parça Arasındaki Gerilim Erkinin Bir Parçadan Diğerine Atlama Olasılığı, Tek'in Doğal Engeli Nedeniyle Azdır. Ne Var Ki Bu Engel Kendine Gelen Gerilimi Soğururken Bunu Tek Içinde Kuzeyde Ergene'ye Ya Da Güneyde Marmara'ya (imralı'ya) Doğru Aktarabilir Ki Olası Böyle Bir Durum, Bu Uzantıdaki Kentlerde (çorlu-çerkezköy) önemli Sarsıntılara Neden Olabilir. Kaldı Ki şu Depremler Trakya'da Yıkım Yapmıştır.
14 Eylül 1509 Kuzey Marmara (km)'de Olan Bir Deprem Istanbul'u Yıkarken, Tek'in Kb Arasında Yer Alan Edirne'de Zarar Görmüştür. 23 Nisan 1766'daki Km Depremi Istanbul'da Büyük Yıkım Yaparken Tek'in Kuzey Marmara Girişi üzerinde Yer Alan çorlu Ve Büyük çekmece Yerle Bir Olmuştur. 10 Temmuz 1894'teki Km Depremi Istanbul'u Etkilerken Edirne'de De şiddetle Duyulmuştur. O Nedenle, Gelecekte Tek'in Kak Devinimlerinden Irkitilebileceği Göz önünde Bulundurulmalıdır.

üç Bölümlü Sakarya-gelibolu Aralığı Ve Depremselliği:
çok Yıkıcı Deprem (m-7) Yineleme Aralığı Sakarya çukurunda 7-30 Yıl Iken, Istanbul önünde 130-160 Yıl, Tekirdağ önünde 80-100 Yıldır. Yukarıda Denildiği Gibi Bu Durum Yer Yapısının, Kırılganlığına Ve Doğudan Gelen Baskı Aktarımına Bağlıdır. Sakarya Ve Tekirdağ öncü Depremlerle Büyük Bir Deprem Geleceğini Belirtirken, Istanbul Suskundur. Bunun Nedeni, Istanbul'daki Ana Kayanın Göreceli Kalınlığı, Yüksek Dayanımı Ve Tekdüzeliğidir. Istanbul'da 1 Yıkıcı Deprem Oluncaya Dek Sakarya'da 4-5 Tane, Tekirdağ'da 1-2 Tane Olmaktadır. Bir Yandan Sakarya Doğudan Gelen Kırıcı Bastılara Karşı, Istanbul'un Doğusunda Hava Boşaltan Güvence Valfı Gibi Davranmaktadır. Sakarya çukuru Aşırı Depremselliği Ile Yeryuvarında Depreme En Duyarlı Ve Bu Denli Kısa Sürede 4.5 10 22 Erg Kırıcı Ve Deprem Gücü Biriktiren Ender Yerlerden Biridir. O Nedenle, Türkiye'de özel önem Gösterilmesi Gereken Yerlerin Başında Sakarya çukuru, Sonra Erzincan-erzurum-bingöl üçgeni Ve Istanbul önü Yer Almalıdır.

Sonuç:
Kuzey Batı Anadolu'da Kaf'ın Davranışını Etkileyen Ana Etmenlerden Başlıcaları, 0-15km Derinlikleri Arasındaki Yeryapısı Durumu, Kayaçların Kırılganlığı, Tektonik Ilişkiler, Gerilim Birikme Ve Boşalma Hızıdır. Sakarya Saroz Arasında Kırılmaya Karşı En Yüksek Dayanım Gösteren Parça, Istanbul Güneyi (m.ereğlisi-hereke) Arasıdır. Bu Kesimde Dirençli Kaya Oranı Yüksek, Kırılganlık Oranı Düşüktür. Boşalma Büyük Depremle Beklenir. Sakarya'da Gerilim Birikme Hızı Ve Kırılganlı Yüksektir. Tekirdağ Güneyinde Yer Yapısının Kırılma Direnci Orta, Kırılma öncesi çatlama çok, Depremcik Etkinliği Yüksek, Gerilim Boşaltma Oranı Yüksektir. Mürefte-saroz Arası , Yeryapısı Orta-sağlamdır. Boşalma Büyük Depremle Beklenir. Sakarya çukuru, Sık Boşalma Kırılma Ile En çekinceli Kesim Olup, Sanki Istanbul Depremlerini Geciktirmektedir. M=7.9 Büyüklüğünde 1939 Erzincan Depreminin 360km Kırılmasının Bir örneğinin Kuzey Marmara'da M=7.7, L=250km Ile Oluşma Olasılığı Yok Varsayılamaz. Ancak, Yeryapısal Durum Ve Dayanık çoktürlüğü Iki Parçalı Bir Kırılma Seçeneğini Oluşturabilecek Gibi Görünüyor.

Kaynaklar:
1.sakınç, M., Yaltırak, C., Oktay, F.y., 1999, Paleageograp Hical Evoluation Of The Trace Neogene Basin And The Tethys – Paratethys Relations At Northwestern Turkey (thrace). Paleo, 153, 17-40 Elsevier.
2.ketin, I, 1983, Türkiye Jeolojisine Genel Bakış, Itü Matbaası, 591 Sayfa.
3.yaltırak, C., Alpar, B., Yüce, M., 1998, Tektonic Elements Controlling The Evolution Of The Gulf Of Saros (northenstern Aegean Sea, Turkey). Tectonophysics 300, 227-248.
4.ercan, A., 1999, En Az Büyüklük: 7.3, Azami Süre 30 Yıl, Kuzey Anadolu Fayı'nın Batı'daki (bitinya) Ilginç Davranış Kimliği. Cumhuriyet Bilim Teknik, 4 Aralık, S.663, 19-20.
5.okay, A.i., Demirbağ, E., Kurt, H., Oktay, N., Kuşçu, I., 1999, An Active, Deep Marine Strike-slip Basin Along The North Anadolian Fault In Turkey. Tectonics Vol. 18, No.1 129-147
6. Aydın, Y., 1974, Etude Petrographique Et Geochimique Dela Partic Centrale Du Massif D'istranca. Doktora Tezi Itü Maden Fakültesi.
7.akartuna, M, 1953, çatalca-karacaköy Bölgesinin Jeolojisi, Ist. ünv. Fen. Ak. Mon. S.13 8.le Pichon, Xavier, Taymaz, T. Ve şengör, C., 1999, Büyük Marmara Fayı: Niçin, Nerede Ve Ne Olabilir, 20 Kasım 1999, Cumhuriyet Bilim Teknik, S.661, S.11
9. Le Pichon, Xavier, 1999, Olası Bir Depremin Etkileyeceği Bölgelerde Ivme Ve şiddet Dağılımı Senaryo Haritası, Cumhuriyet Bilim Teknik, S.664, S.18-19

Türkiye'nin Sismotektoniği

Türkiye, Bilinen Tarihsel Dönem Deprem Kayıtlarına Göre M.ö. 2000 Yılından Beri Sürekli Olarak Hasar Yapıcı Ve Yüzey Faylanmasına Neden Olmuş Büyük Depremlere Maruz Kalmıştır. 1990 Ile 1998 Yılları Arasında Oluşmuş Magnitüdü, Ms  5.5 Hasar Yapıcı Depremler Ile 1989 Ile 1998 Yılları Arasında Oluşmuş Magnitüdü Ms  4.0 Depremlerin Episantrları, özellikle Diri Fay Segmentlerine Karşılık Gelen Fay Uçlarında Yoğunlaşma Eğilimi Göstermişlerdir. Bu Bilgiler, Kuzey Anadolu Fayı, Doğu Anadolu Fayı, Ege Graben Sistemi, Doğu Anadolu Sıkışma Bölgesi Ve Helenik-kıbrıs Yayı Gibi Ana Tektonik Bölgelerde, Ana Faylar Boyunca Sismik Segmentasyonların Ayrılması Ve Sismik Boşluklar Olabilecek Segmentler Hakkında Fikirler Vermiştir. Bu Araştırmalar, Türkiye'de Muhtemelen Kırılmadan Kalmış Yaklaşık 15 Sismik Boşluk (yersel Boşluk) Olabileceğine Işaret Etmektedir. özellikle Son On Yıl Içerisinde Oluşmuş Güncel Mikro-depremlerin, Bu Sismik Boşlukların Başlangıç Ve Bitiş Kısımlarında Yoğunlaşmasına Karşılık, Esas Kırılabilecek Uzun Fay Segmenleri Boyunca Herhangi Bir Mikro-aktivite (bir çeşit Zamansal Boşluk) Görülmemiştir. Türkiye'de Diri Faylar Boyunca Segmentlerin Ayırt Edilmesi, Gelecekte Oluşması Muhtemel Depremlerin Tehlike Analizleri Ve Sismik Zonlamaların Yapılmasında Esas Teşkil Edecek Deprem Kırık Uzunluklarını Denetleyen Kırık Başlanıç Ve Bitiş Noktalarını Belirtmesi Açısından Oldukça Büyük önem Teşkil Etmektedir.
Kısa Süreli Deprem Tahminine Esas Teşkil Edecek Uzun Süreli Deprem Tahmininde Bulunabilmek Için, Türkiye Ve Civarında Son Yüzyıl Içerisinde Oluşmuş Ms  5.5 Depremlerin, 20'şer Yıllık Dönemler Halinde Yer Ve Zaman Içerisindeki Değişimleri Incelenmiştir. Kısaca özetlenecek Olunursa; (1) 1900-1920 Ilk Dönem Içerisinde Türkiye'nin En Büyük Depremi Olan 1939 Erzincan Depreminden önce, Kaf üzerindeki Aktif Bir Dönem, (2) 1921-1940, Kaf'ın Doğu Kesiminde Yoğunlaşan Aktif Bir Dönem Ve 1939 Erzincan Depremi Ile Helenik-kıbrıs Yayında Artan Bir Aktivite (3) 1941-1960 Kaf'ın Batı Kesiminde Oldukça Aktif Bir Dönem Ve Helenik-kıbrıs Yay Bölgesinden Kuzeye Ege Graben Sistemi Içerisine Doğru Aktivitenin Kayması, (4) 1961-1980, Kaf'ın Orta Kesiminde Suskun Bir Dönem Ve Aktivitenin Kaf'ın Doğu Ve Batı Uçlarında Yoğunlaşması Ile Helenik-kıbrıs Yayında Azalmış Bir Aktivite Ve (5) 1981-günümüz, Tüm Türkiye'yi Kapsayan Oldukça Suskun Bir Dönem Ve Gelecek Yüzyıl Içerisinde Kuzey Anadolu Fayındaki 1939-1967 Deprem Serisine Benzer Bir Deprem Serisinin Oluşma Olasılığı Oldukça Fazla Olan Doğu Anadolu Fayında Küçük Ve Orta Büyüklükteki Deprem Aktivitesinde Bariz Olarak Dereceli Bir Artışın Olduğu Dönem.
Giriş
Deprem Zararlarının Azaltılmasına Esas Teşkil Eden Deprem Tehlike Haritasının Yapılabilmesi, Birçok Verinin Biraraya Getirilmesi Ile Mümkündür. Bu Verinin En önemlilerini, Sismisite Ve Diri Faylar Ile Ilgili Bilgiler Oluşturur.
Sismisite Verisi, Aletsel (instrumental), Tarihsel (historic) Ve Tarih-öncesi (pre-historic) Dönemlere Ait Olmak üzere üç Kısımdan Meydana Gelir. Tarihsel Depremler Ile Ilgili Bilgiler, çeşitli Kataloglardan Elde Edilebilir. Bu Katalogların Kapsadığı Periyodun Uzunluğu, Ne Kadar Uzun Olursa, Depremlerin Oluşum Zamanları Ve Yerleri Ile Ilgili Bilgilerin Güvenirliliği De O Derecede Azalmaktadır. Diğer Taraftan Tarih-öncesi Depremlere Ait Oldukça Kesin Ve Güvenilir Bilgiler, Son Yıllar Içerisinde Oldukça Büyük Gelişmeler Gösteren Paleosismolojik çalışmalar Ile Elde Edilebilmektedir. Tarihsel Ve Tarih-öncesi Döneme Ait Depremlerin Detaylı Bir şekilde Incelenmesi, Bir Bölgedeki Depremlerin Tekrarlanma Aralıkları, Diri Fayların Ortaya çıkarılması, Diri Faylar Ile Ilgili Segmentlerin Ayırt Edilmesi Ve Her Bir Segment Ile Ilgili Deprem Modellerinin Yapılabilmesine Olanak Sağlar. Türkiye'de Aletsel Döneme Ait Veriler, 1900'lü Yıllardan Sonra Deprem Istasyonlarının Kurulması Ile Başlamıştır. Diğer Yandan, Türkiye'de Tarihsel Depremler Ile Ilgili Kayıtlar Milattan önce 2000 Yıllarına Kadar Uzanmaktadır. Bu Tarihsel Deprem Kayıtları Ile Ilgili, (pınar Vd. 1952; Ergin Vd. 1967 Ve 1971; Shebalin Vd. 1974; Alsan Vd. 1975; Erdik Vd. 1978; Soysal Vd. 1981) Tarafından Derlenmiş Birçok Katologlar Bulunmaktadır. Tarih-öncesi Depremlere Ait Bilgiler, (okumura Vd. 1994-gerede, Erzincan, Suşehri Ve Havza; Demirtaş, 1994, 1995, Ve 1996a- Mudurnu Vadisi Ve Dinar-çivril Fayı; Barka 1994-erzincan; Ikeda 1988-iznik-mekece; Ikeda Vd., 1991-mudurnu Vadisi Segmenti, Gibi) Birkaç Araştırıcı Tarafından Türkiye'de 1990'lı Yılların Başlarında Başlayan Ve Paleosismolojik çalışmaların Temelini Teşkil Eden Trench (hendek) çalışmaları Ile Elde Edilmeye Başlanılmıştır.
Bilindiği Gibi, Bir Bölgedeki Deprem Tehlikesinin Belirlenebilmesi Ve Zararlarının En Aza Indirilmesi çalışmalarında Ilk Adım, Diri Fay Haritasının Hazırlanmasıdır. Bu Amaçla 1991 Yılında şaroğlu Vd. Tarafından Türkiye'nin Diri Fay Haritası Yapılmıştır. Bu Harita, Paleosismolojik çalışmaların Temelini Teşkil Etmiş Ve Büyük Katkılarda Bulunmuştur. Bununla Birlikte, Bir Bölgedeki Deprem Tehlikesinin Kesin Olarak Belirlenebilmesi Ve Zararlarının Azaltılması Için; Diri Fayların Sismik Segmentasyonlara Ayrılması, Bu Segmentlerin Sınırlarının Tam Olarak Tanımlanması, Bu Segmentlerin Her Birinin Kayma Hızları Ve Her Bir Depremdeki Kayma Miktarlarının Saptanması Ve Deprem Modellerinin (karakteristik Deprem, Zaman-tahmin Edilebilir Deprem, Kayma-tahmin Edilebilir Deprem Gibi) Ortaya Konması Ile Mümkün Olabilir. Bu Kriterler Göz önüne Alınarak, Türkiye Diri Fay Haritasının Geliştirilmesi Yerinde Olacaktır. Bu Amaçla, Türkiye'de Yapılmış Tüm çalışmaların Bir Araya Getirilmesi Ve Bu çalışmalarda Yer Alan Tüm Diri Faylar, Neotektonik Ve Paleotektonik Döneme Ait Faylar Ve Tektonik Yapıların Harita üzerine Işaretlenmesi Ve Paleosismolojik çalışmalara Oldukça Hız Verilmesi Gerekir. çeşitli Araştırma Kuruluşları Ve üniversitelerde çalışan Araştırıcıların Birlikte çalışmaları Ve Ortak Projelerin Hayata Geçirilmesi, Binlerce Insanların ölmesine Ve Trilyonlarca Ekonomik Kayıplara Neden Olan Deprem Zararlarının En Aza Indirilmesi çalışmalarına önemli Katkılar Sağlar.
Bu çalışmada, Son Yüzyıl (1900-1995) Içerisinde Meydana Gelmiş Aletsel Deprem Verisi (sonrisk Verisi-dad) Kulanılmış Ve Tarihsel Kayıtlar (m.ö. 2000-1900) Ve Bazı Tarih-öncesi (m.ö. 2000 Yılından öncesi) Yüzey Faylanması Meydana Getirmiş Depremlerden Faydalanılmıştır. Böylelikle, Yukarıda Bahsedilmiş çalışmalara ışık Tutacak öncelikle çalışılması Gerekecek Bölgelerin Nereleri Olması Gerektiği Ortaya Konmaya çalışılmıştır. Bu çalışma, Genel Olarak Son Yüzyıla Ait Sismisite Verisini Kullanarak Kısa-süreli Deprem Tahminine Esas Teşkil Edecek Bir Tür Uzun Süreli Deprem Tahmini çalışmasını Oluşturmaktadır. Bu çalışma Sonucu, Geçmiş Yüzyıl Içerisinde Ve Daha önceki Yüzyıllarda üzerinde Herhangi Bir Büyük Depreme Maruz Kalmamış Ve Gelecek Yüzyıl Içerisinde Yüksek Deprem Potansiyeli Taşıyan Sismik Boşluklar Belirlenmeye çalışılmıştır.


Türkiye Ve Civarında Aletsel Dönemdeki (1900-1995) Sismik Etkinlik
1900-1995 Yılları Arasında Oluşmuş Magnitüdü Ms  4.0 Depremlerin Dışmerkezleri (episantrları), Yeniden Gözden Geçirilip Haritalanarak Diri Faylar Ile Olan Ilişkileri Araştırılmıştır. Bu Depremlerin Dışmerkezleri, Ana Tektonik Hatlar Boyunca Yoğunlaşmışlardır. 1900-1993 Yılları Arasında Oluşmuş Depremlerin Dışmerkez Dağılımları Da Kuzey Andolu Fayı, Doğu Anadolu Fayı Ve Doğu Anadolu Sıkışma Bölgesi Gibi Bazı Ana Tektonik Bölgelerde Sismik Segmentlerin Ayırt Edilmesinde Ilk önemli Ipuçları Vermiştir. özellikle Kuzey Anadolu Fayında 10 Civarında Ana Segmentin Olduğu Haritada Görülmektedir.
Türkiye'de 1900-1970 Yılları Arasında Birkaç Deprem Istasyonu Ile Sismisitenin Belirlendiği Dönem, Aletsel Dönemin Ilk Yarısını Ve 1970'li Yıllardan Sonra Deprem Istasyonlarının Sayısının Artması Sonucu Depremlerin Kaydedilmiş Olduğu Dönem Ise Aletsel Dönemin Ikinci Yarısını Oluşturmaktadır. 1900-1995 Yılları Arasında Magnitüdü Ms  4.0 Olan Toplam 6656 Civarında Deprem Kaydedilmiştir. 1900-1970 Yılları Arasında Aletsel Dönemin Ilk Yarısına Ait Yıllık Deprem Sayıları Düşük Değerler Vermektedir. Bu Değerler, Yanlış Yorumlamalara Yol Açabilir. Yıllık Deprem Sayılarının Düşük Değerlerde Olmasının Sebebi, Deprem Istasyon Sayısının çok Az Olmasından Kaynaklanmaktadır. Bununla Birlikte, 1939-1967 Deprem Serisinden önce Kuzey Anadolu Fay Zonunda Bir Suskunluk Dönemine Girilmiş Olma Ihtimalini De Belirtmek Yerinde Olacaktır. Bu Yoldan Hareketle, 1970-günümüz Arasında Aletsel Dönemin Ikinci Yarısında Kaydedilmiş Deprem Sayılarının Yıllara Göre Dağılımları Ayrı Olarak Incelenmiştir. 1965 Yılından Sonra Depremlerin Sayılarında Dereceli Olarak Bir Artış Olmuştur. Bu Artış, 1970-1984 Yılları Arasında Maksimum Değerlere Erişmiş Ve1984 Yılından Sonra Yıllık Deprem Sayılarında Göreceli Olarak Bir Azalma Eğilimi Görülmüştür. Günümüzde, Tüm Türkiye'de Sakin Bir Dönem Gözlenmektedir.
Deprem Tehlike Analizlerinin Esasını Teşkil Eden Diri Fayların Sismik Olarak Segmentlere Ayrılmasına Bir Yaklaşımda Bulunmak Amacıyla, Türkiye Ve Civarında Oluşmuş Depremlerin Sayıları, 1 X 1 Derecelik Alanlardaki Dağılımları Ayrı Ayrı Olarak Incelenmiştir. Bu Diyagramlara Ve Tabloya Bakıldığında Diğer Bölgelere Göre Ana Tektonik Hatlar Boyunca Deprem Sayılarında Belirgin Farklılıklar Görülmektedir. Ana Tektonik Hatlar Boyunca Oluşmuş Depremlerin Sayıları Birbirleri Ile Karşılaştırıldığında, Helenik-kıbrıs Yayı Bölgesi Ile Ege Graben Sistemi Içerisinde Meydana Gelmiş Depremlerin Sayıca Oldukça Fazla Oldukları Gözlenmektedir. Bitlis-zagros Kenet Kuşağı Boyunca, Arap Plakası Ile Avrasya Plakası çarpışmış Ve Arap Plakasının Afrika Kıtasına Göre Olan Kuzeye Doğru Hareketi Yavaşlatılmıştır. Bunun Sonucu Olarak, Arap Plakasının Kayma Hızında Bir Azalma Olmuştur. Bu çarpışmanın Ileri Aşamasında, çarpışma Zonunun Kuzeyinde Bir Birleşik Fay Sistemi Oluşturan Kuzey Anadolu Ve Doğu Anadolu Fayları Meydana Gelmiştir. Bu Sağ Ve Sol Yönlü Doğrultu Atımlı Faylar Boyunca, Anadolu Bloku Batıya Doğru Hareket Etmeye Başlamıştır. Diğer Taraftan, Afrika Plakasının Helenik-kıbrıs Yayı Boyunca Avrasya Plakasının Altına Dalması Devam Etmiştir. Bu Plaka Hareketlerinin Sonucu Olarak, Dalma-batma Zonu Boyunca Ve Ege Graben Sistemi Içerisinde Odak Derinlikleri 0-60 Km Ile 60-300 Km Arasında Değişen çok Sayıda Sığ Ve Orta Odaklı Depremlerin Meydana Oluşmaktadır. Diğer Yandan Ege Graben Sistemi Içerisinde Büyüklükleri Değişen Birçok Bloklar Yer Almaktadır Ve Bu Blokların Kenarları Küçük Doğrultu Atım Bileşenli Normal Faylar Ile Sınırlandırılmıştır. Bunun Sonucu Olarak Da Bölge Oldukça Karışık Bir Tektonik Görünüm Sunmaktadır.
Doğu Anadolu Fayı Ve Doğu Anadolu Sıkışma Bölgesinde De Deprem Sayılarında Belirgin Farklılıklar Görülmektedir. Bu Farklılıklar özellikle Günümüz De Açık Bir şekilde Gözlenmektedir. Arap Plakasının Kuzeye Doğru Olan Devam Eden Hareketi Yalnızca Bitlis Kenet Kuşağı Ve Doğu Anadolu Ve Kuzey Anadolu Fayları Boyunca Telafi Edilememiştir. Bu Hareketin Sonucu, Anadolu Bloku Ve Doğu Anadolu Sıkışma Bölgesi Içsel Deformasyona Uğramaya Başlamıştır. Bu Yüzden Doğu Anadolu Sıkışma Bölgesinde Birçok Kd-gb Ve Kb-gd Doğrultulu Ters Atım Bileşenli Sol Ve Sağ Yönlü Doğrultu Atımlı Faylar Meydana Gelmiştir. Geçen Yüzyıl Içerisinde Bu Faylardan Bazıları üzerinde önemli Derecede Hasarlara Ve Yüzey Faylanmasına Neden Olmuş Depremler Meydana Gelmiştir.
Türkiye Ve Yakın çevresinde 1900-1995 Yılları Arasında Sismik Etkinlikteki Uzun Süreli Değişimler
Sismik Etkinliğin Uzun Süre Içerisinde Nasıl Değiştiğini Anlamak Ve Depremlerin Uzun Süreli Tahminlerine Bir Yaklaşımda Bulunmak Amacıyla 1900-1995 Yılları Arasında Meydana Gelmiş Magnitüdü Ms  5.5 Olan Depremlerin 20 Yıllık Dönemler Içerisindeki Dağılımları Incelenmiştir.
1900-1920 Yılları Arasındaki Ilk Dönem Içerisinde, Ana Tektonik Bölgelerin Belirli Yerlerinde Birkaç Deprem Görülmektedir. Bu Dönem Içerisinde, 1939-1967 Deprem Serisinde Kırılacak Olan Kuzey Anadolu Fayının Uzun Segmentlerinde Suskun Bir Dönem Gözlenmektedir. Bu Dönem, Bu Deprem Serisinin Bir Hazırlık Evresini Temsil Etmektedir.
1921-1940 Yılları Arasındaki Ikinci Dönemde, Kuzey Anadolu Fayının Doğu Kesimi Oldukça Aktif Bir Dönem Içerisine Girmektedir. 26 Aralık 1939 Tarihinde Türkiye'nin En Büyük Depremi Olan Erzincan Depremi (ms=7.9) Meydana Gelmiştir. Bu Depremde Erzincan'dan Başlayan Ve Erbaa'ya Kadar Uzanan Ve Amasya'ya Doğru Yönelen 360 Km Uzunluğunda Bir Kırık Meydana Gelmiştir (ambraseys 1970, Ketin 1976). Kırığın Amasya'ya Doğru Yönelmesinde Erbaa-niksar çek Ayır Havzası, Kırığın Batıya Doğru Ilerlemesini önleyici Bir Geometrik Bariyer Görevi Yapmıştır. Bu Depremde Yaklaşık 4.5 Metrelik Sağ Yönlü Doğrultu Atım Gelişmiştir. Depremde 32 962 Kişi Hayatını Kaybetmiştir. Tarihsel Kayıtlara Göre (ambraseys Ve Finkel 1988) Bu Hat üzerinde 1939 Erzincan Depremine Benzer En Son Deprem 1668 Yılında Meydana Gelmiştir. Araştırıcılara Göre 8.0 Magnitüdlü Bu Deprem Erzincan Ile Bolu Arasında 600 Km Uzunluğunda Bir Yüzey Faylanması Meydana Getirmiştir. Her Ne Kadar Tek Bir Deprem De 600 Km Uzunluğunda Bir Kırık Meydana Getirdiği Ileri Sürülmüşse De Bu Kırığın Tek Bir Depremden Ziyade 1939-1967 Deprem Serisine Benzer Birkaç Deprem Tarafından Meydana Getirildiğini Düşünüyoruz. 1939 Depremi, 1939-1967 Yılları Arasında Oluşmuş Depremleri Tetikleyici Bir Rol Oynamıştır. Her Ne Kadar Dewey (1976) Tarafından Kuzey Anadolu Fayında Batıya Doğru Bir Göç Olduğunu Ileri Sürmüşse De, Bu Bir Göç Etmeden Daha çok Fay Boyunca Biriken Enerjinin Belli Bir Zaman Aralığı Içerisinde Depremlerin Kümelenmesi Ve Enerjinin Kısa Bir Zaman Içerisinde Hızlı Bir şekilde Boşalması Olarak Yorumlanabilir. Bu Dönem Içerisinde, Helenik-kıbrıs Yayının Kuzey Kesiminde Dalma-batma Zonu Boyunca Sismik Etkinlikte Bariz Bir Artış Olmuştur. Bunun Yanında Doğu Anadolu Sıkışma Bölgesi Içerisinde De Bir önceki Döneme Göre Depremlerde Bir Artış Görülmüştür.
1941-1960 Yılları Arasındaki üçüncü Dönemde, 1939 Erzincan Depreminden Sonra Kuzey Anadolu Fayındaki Sismik Etkinlik Fayın Batı Bölümüne Doğru Bir Kayma Eğilimi Göstermiştir. Bu Dönem Içerisinde Kuzey Anadolu Fayında Ms  5.9 Olan Hasar Yapıcı Ve Yüzey Faylanmalı 13 Deprem Meydana Gelmiştir. Bu Aralık Içerisinde Fayın Yaklaşık 800 Km'lik Bir Bölümü Kırılmıştır. Ayrıca Bu Dönem Içerisinde Sismik Etkinlik Helenik-kıbrıs Yay Bölgesinden Kuzeye Ege Graben Sistemi Içerisine Doğru Kayma Göstermiştir. Diğer Yandan, Doğu Anadolu Sıkışma Bölgesindeki Sismik Etkinlikde Bir Azalma Olmuştur.
1961-1980 Yılları Arasındaki Dördüncü Dönemde Kuzey Anadolu Fayının 800 Km'lik Orta Bölümünde Tamamen Sakin Bir Döneme Girilmiştir. Sismik Etkinlik, Kuzey Anadolu Fayının Her Iki Ucunda Yoğunlaşmıştır. Ege Graben Sistemi Içersindeki Etkinliğin Güneyden Kuzeye Doğru Kayması, Bu Dönemde Daha Belirgin Olarak Gelişmiştir.
1981-günümüz Arasındaki Dönemde, Tüm Türkiye'de Bir Suskunluk Dönemi Hakim Olmuştur.
Yukarıdaki 4 Farklı Dönem Içerisinde, Doğu Anadolu Fayının Oldukça Suskun Olduğu Gözlenilmektedir. Bu Dönem Içerisinde, Doğu Anadolu Fayı Kuzey Anadolu Fayındaki 1939-1967 Deprem Serisinden önceki Döneme Benzer Bir Hazırlık Evresine Dereceli Olarak Girilmeye Başlandığı Düşünülmektedir. Helenik-kıbrıs Yayının Iskendurun Körfezi Ile Antalya Körfezi Arasındaki Bölümünde De Oldukça Suskun Bir Dönem Gözlenmektedir. Diğer Yandan, Doğu Anadolu Fayının Ermenistan'a Doğru Olan Devamında Belirgin Bir Aktivite Artışı Olmuştur.
Depremlerin Yer-zaman Içerisindeki Dağılımları, Ana Tektonik Bölgelerdeki Deprem Evrelerini Ve Deprem Tekrarlanma Aralıkları Hakkında Bir Bilgi Vermesi Açısından Oldukça Faydalıdır. örneğin Kuzey Anadolu Fayındaki Sismik Etkinliğin Uzun Süre Içerisinde Nasıl Değiştiği Ve Kaç Deprem Evresi Olduğu Açık Bir şekilde Gözlenmektedir. Kuzey Anadolu Fayında, " Depreme Hazırlık-ana Deprem Serisi-deprem Sonrası " Olmak üzere üç Evre Görülmektedir. 1880-1920 Yılları Arasında Depreme Hazırlık Evresi, 1920-1960 Dönemi Ana Deprem Serisi Ve 1960-2000 Yılları Arası Ise Deprem Sonrası Suskunluk Evresi Olarak Görülmektedir. Son Evrede, Yani Günümüzde Kuzey Anadolu Fayında Sakin Bir Dönem Açıkca Görülmektedir. Depremlerin Yer-zaman Grafiğinden Kuzey Anadolu Fayının Orta Kesiminde En Azından önümüzdeki Yüzyıl Içerisinde Deprem Riski Oldukça Az Olduğu Sonucunu çıkarabiliriz. Tarihsel Deprem Kayıtlarına Göre De Kaf'ın Orta Bölümünde Yüzey Kırığı Meydana Getiren Depremlerin Ortalama Tekrarlanma Aralığı 150-200 Yıl Olarak Belirtilmiştir. Bu Fayın Mudurnu Vadisi Segmenti üzerinde Yapılan Trench (hendek) çalışmaları Sonuçları, Bu Segmentdeki Ortalama Tekrarlanma Aralığının 150 Yıldan Daha Fazla Olduğunu Işaret Etmektedir (demirtaş 1994 Ve 1995). Aynı şekilde Kuzey Anadolu Fayının Gerede, Erzincan, Suşehri Ve Havza Kesimlerinde Yapılan çalışmalar Da Bu Segmentlerdeki Deprem Tekrarlanma Aralıklarının 200-250 Yıl Olduğu Bulunmuştur (okumura Vd. 1994).
1900 Yılından Itibaren Günümüze Doğru Sismik Etkinlik, Helenik-kıbrıs Yayından Kuzeye Ege Graben Sistemine Doğru Kaymıştır. Bu Bölgede 1900-1920 Yılları Arasındaki Evrede Sismik Etkinlikte Göreceli Bir Artış, 1920-1960 Yılları Arasındaki Evrede Sismik Etkinlikte önemli Bir Artış Ve 1960-günümüz Arasında Ise Sismik Etkinlikte Göreceli Bir Azalma Görülmektedir.
Diğer Taraftan, Kuzey Anadolu Fayının Tersine 1900-1960 Yılları Arasındaki Evrede Doğu Anadolu Fayında Herhangi Bir Sismik Etkinlik Görülmemektedir. 1960-günümüz Arasında Fay üzerinde Sismik Etkinlikte Göreceli Olarak Bir Artış Görülmektedir. Bu Evre, Muhtemelen Doğu Anadolu Fayında önümüzdeki Yüzyıl Içerisinde Oluşması Olası Bir Deprem Serisinin Deprem Hazırlık Evresini Temsil Ettiği Düşünülmektedir. Bu Nedenle Doğu Anadolu Fayı, Deprem Riski Açısından Büyük Bir Potansiyel Taşıdığı Düşünülmektedir.
1900-1995 Dönemi Içerisinde Hasar Yapıcı Ve Yüzey Kırığı Oluşturan Depremlerin Ana Tektonik Bölgelere Göre Dağılımları
Paleosismolojik Araştırmalar, Fay Segmentlerinin Davranışlarının Fayın Tipine, Geometrisine, Yapısal Ve Jeolojik özelliklere Bağlı Olduklarını Göstermiştir. Bu Faktörler Dikkate Alınarak, Türkiye Ve Yakın Civarında 1900-1995 Yılları Arasında, Yıkıcı Ve Yüzey Faylanması Oluşturmuş Depremlerin (ms  5.5) Dışmerkez Dağılımları, 6 Ana Tektonik Bölge (şengör Vd. 1985) Altında Incelenmiştir. Geçmiş Yüzyıl Içerisinde Türkiye Ve Yakın Civarında Hasar Yapıcı Ve Yüzey Faylanması Meydana Getirmiş Toplam 118 Tane Deprem Olmuştur. Depremlerin Ana Tektonik Bölgelerdeki Dağılımları Tablo 2'de Verilmiştir:
Tablo 2: Ana Tektonik Bölgelerdeki Deprem Sayıları
Tektonik Bölge Toplam Deprem Sayısı
Kuzey Anadolu Fayı 34
Doğu Anadolu Fayı 10
Ege Graben Sistemi 33
Doğu Anadolu Sıkışma Bölgesi 22
Kıbrıs-helenik Yayı 13
Orta Anadolu Ova Bölgesi 4
Kara Deniz Bölgesi 2
Tablo 2'de Ana Tektonik Bölgelerde 1900-1995 Yılları Arasında Olmuş Depremlerin (ms  5.5) Sayıları Arasında önemli Farklılıklar Görülmektedir. Son Yüzyıl Içerisinde Kuzey Anadolu Fayı, üç Segmenti Dışında Bütün Uzunluğu Boyunca Kırılmıştır. Diğer Yandan Doğu Anadolu Fayında Yalnızca 10 Deprem (ms  5.5) Meydana Gelmiş Ve Bu Yüzden Gelecek Yüzyıl Içerisinde Oldukça Yüksek Deprem Potansiyeli Taşıyan Bir Bölge Niteliği Taşımaktadır. Yine Helenik-kıbrıs Yayının, Antalya Körfezi Ile Iskendurun Körfezi Arasında Olmuş Iki Orta Büyüklükteki Deprem Dışında Herhangi Bir Deprem Görünmemektedir. Ayrıca Bu Bölüm De üzerinde Düşünülmesi Gereken Diğer Bir Potansiyel Alanı Oluşturmaktadır. Diğer Yandan Doğu Anadolu Fayının Erzurum-ardahan Ve Ermenistan'a Doğru Olan Uzantısı Da önemli Bir Deprem Riski Taşımaktadır. Bu Bölgenin Kuzeydoğusunda En Son Büyük Deprem Ermenistan Sınırları Içerisinde Olmuş 1989 Spitak Depremidir. Ege Graben Bölgesinde Sismik Aktivite Oldukça Yoğun Olarak Görülürken, Orta Anadolu Ova Bölgesi Içerisinde önemli Derecede Uzunluklara Sahip Birkaç Fay üzerinde Herhangi Bir Sismik Aktivitenin Olmadığı Belirgin Bir şekilde Göze çarpmaktadır.
1900-1995 Yılları Arasında Yıkıcı Ve Yüzey Kırığı Oluşturmuş Depremlerin Yer-zaman Boyutunda Dağılımları
Faylar, Geometrik Ve Mekanik Olarak çeşitli ölçeklerde Segmentlere Ayrılırlar. Segmentler, Uzun Bir Fayda Tek Bir Deprem Sırasında Defalarca Kırılmış Bir Deprem Kırığını Temsil Edebilir Ve Onlarca Veya Yüzlerce Kilometre Uzunluklarda Olabilirler. Ya Da Tek Bir Faylanma Olayı Ile Ilgili Deprem Kırığının Bir Kısmını Teşkil Edebilirler Ve Yalnızca Birkaç Km Uzunlukta Olabilirler. Veya Bir Fay Düzlemi Boyunca Yer Alan Yerel Homojen Olmayan Düzensizlikleri Temsil Edebilirler Ve Birkaç On Ile Birkaç Yüz Metre Uzunluklarda Olabilirler. Bunlardan Ilki, Zaman Içerisinde Fayın Davranışları Hakkında Bilgi Veren Ve Yüzey Deformasyonlarına Neden Olan Oldukça Büyük Deprem Tehlikesi Sunan Segmentleri Temsil Ederler (coppersmith And Schwartz, 1989; Schwartz, 1990).
Her Bir Deprem Kırığı Ile Ilgili Segmentlerin Ayırtedilmesi Oldukça Zor Ve Segmentasyon Modellemesi Ile Ilgili Metodlar Daha Henüz Gelişme Aşamasındadır. Bir Fay Boyunca Orta Ve Büyük Magnitüdlü Depremlerin Tekrarlı Oluşumları, Bireysel Segmentlerin Uzunlukları Hakkında Ip Uçları Vermektedir. Birbirini Izleyen Depremlerde Fayın Aynı Yerlerindeki Kayma Miktarlarının Dağılımları, Benzer Veya Farklı şekilde Gelişebilmektedir. Komşu Segmentler, Aynı Zamanda Birlikte Kırılabilmektedir. Yüzeyde Görünen Geometrik Yada Yapısal Bariyerlerde Deprem Kırıkları Durdurulmakta Veya Engellenemektedir. Ya Da Altsegmentler, Beklenilen Maksimum Veya Karakteristik Depremden Daha Küçük Depremler üreterek Kırılmaktadırlar. Bu Yüzden, Bir Fay Uzunluğu Boyunca Geçmiş Depremlerin Tarihlerinin Belirlenebilmesi, Her Bir Depremdeki Kayma Miktarları, Bu Kayma Miktarlarının Fay Boyunca Dağılımları Ve Kayma Hızları Gibi Paleosismolojik Veriler, Segmentlerin Ayırtedilmesinde Ve Deprem Tekrarlanmaları Ile Ilgili Modellemelerin Yapılmasında Oldukça önemli Bilgiler Vermektedirler (coppersmith And Schwartz, 1989; Schwartz,1990).
Türkiye'deki Ana Tektonik Bölgelerde Oluşmuş Depremlerin Yer-zaman Boyutundaki Dağılımları
Ana Tektonik Bölgeler Içerisinde Yer Alan Faylardaki Kırık Ilerlemesini Anlamak, Fay Segmentlerini Ayırt Etmek, Bu Segmentlerde Deprem Tehlike Analizlerinin Esasını Oluşturan Deprem Kırık Uzunluklarını Ve Depremlerin Maksimum Büyüklüklerini Saptamak, Deprem Kırık Başlangıç Ve Bitiş Noktalarını Denetleyen Jeolojik, Yapısal, Geometrik Ve Mekanik özellikleri Anlamak, Her Bir Segmentdeki Depremlerin Oluşum Zamanlarını Inceleyerek Deprem Modellemeleri Yapmak Ve Her Bir Segmentde Oluşmuş Depremlerdeki Kayma Miktarları Ile Kayma Hızlarını Tespit Ederek Deprem Tekrarlanma Aralıklarını Belirlemek Için Depremlerin, Ana Tektonik Bölgelerdeki Yer-zaman Içerisindeki Dağılımları Ayrı Ayrı Incelenmiştir.
Türkiye'deki Sismik Boşluklar Ve Güncel Sismisite Ile Karşılaştırılması
Kabuk Içerisinde Gerilmelerin Kümülatif Olarak Artıp, Jeolojik Birimlerin Direnim Gücünü Aşacak Düzeye Erişince, Aniden Boşalması Ile Deprem Meydana Gelmekte Ve Yüzeyde Faylanmalar Oluşmaktadır. Oldukça Uzun Faylar Boyunca, Uzun Süredir Depremlerin Olmadığı Kısımlar, Gelecekte Deprem Oluşturma Potansiyeli Yüksek Olan Yerler Olarak Tanımlanmaktadır. Mogi (1979a) Tarafından Bu Kırılmadan Kalan Kısımlar Birinci Tip Sismik Boşluk Olarak (first Kind Of Seismic Gap=spatial Gap) Tanımlanmıştır. Omori (1909), Italya'nın Güneyinde 28 Aralık 1908 De Oluşmuş Messina Depremini Ve Geçmiş Depremleri Incelemiş Ve Gelecekteki Bir Depremin Bu Bölgede Kırılmadan Kalmış Bir Segmentte Oluşabileceğini Ileri Sürmüştür. Nihayet 13 Ocak 1915'de Bu Boşluk Olarak Gösterilenlerden Bir Tanesi üzerinde Büyük Bir Deprem Meydana Gelmiştir. Fedotov (1965), Pasifik Sismik Kuşağının Kamçatka Ile Hokkaido Arasında Yer Alan Bölümünde, Artçı Depremlerin Yayıldığı Bölgelerden Ve Tsunami Kayıtlarından M  7.7 Olan Depremlerin Odak Bölgelerini Tahmin Etmiş Ve Bu Odak Bölgelerinin Birbirleri Ile çakışmadıklarını Ve Gelecekteki Depremlerin Bu Boşluklar Arasında Meydana Gelebileceklerini Belirtmiştir. Diğer Taraftan, Bir Sismik Kuşakta Büyük Depremlerin Artçı şokların Yayıldığı Bölgelerin Harita üzerine Işaretlenmesi Sonucu, Arada Yer Alan Boşlukların Hepsinin Gelecekte Deprem Oluşturması şartının Olmadığını Belirtmek Yerinde Olacaktır. çünkü Bu Kuşakların Bazı Kesimlerinde Asismik Kayma Sonucu Sürekli Deformasyon Boşalımı Olabilir Ve çok Sık Olarak Mikro-depremlere Maruz Kalırken Büyük Magnitüdlü Depremler Oluşturamazlar. Bu Kısımlar, Fayların Krip Gösterdiği Segmentleri Olarak Bilinir. Japonya'da Kanto Bölgesinin Doğu Kıyısında Yer Alan Segment (mogi 1979a), San Andreas Fayının Parkfield Segmenti (allen 1968) Ve Kuzey Anadolu Fayında Ismetpaşa Segmenti (ambraseys 1970 Ve Ketin 1976) örnek Olarak Verilebilir.
Bazı Durumlarda, Büyük Bir Deprem Oluşmadan önce, Büyük Depremin Odak Bölgesinden Uzakta Yer Alan Bölgelerde Yoğun Mikro Deprem Etkinliği Görülür. Büyük Bir Depremden önce Odak Bölgesinde Bir çeşit Haberci Olaylara Işaret Eden Bu Sismik Suskunluk, Ilk Defa Inouye (1965), Tarafından Ikinci Tip Sismik Boşluk (second Kind Of Seismic Gap=temporal Gap) Olarak Tanımlanmıştır. Araştırıcı, 1938 Fukushima-ken-oki, 1952 Tokachi-oki Ve 1964 Nigata Depremlerinden önce, Depremlerin Odak Bölgelerinde, Civardaki Bölgelere Nazaran Sismik Suskunlukların Varolduğunu Belirtmiştir. Diğer Taraftan Mogi (1969a), Inouye'nin (1965) Görüşüne Paralel Olarak, Büyük Bir Depremin Odak Bölgesinde Sismik Aktivitenin Azaldığını, Tersine Civar Bölgelerde Arttığını Belirtmiş Ve Bunu Gözleme Modeli (doughnut Pattern) Olarak Tarif Etmiştir. Araştırıcı, 1923 Kanto, 1933 Sanriku-oki, 1944 Tonankai, 1946 Nankaido Ve 1968 Tokachi-oki Depremlerinden önce Bu Tür Bir Paternin Gözlendiğini Söylemektedir.
Uzun Süreli Deprem Tahminlerine Esas Teşkil Edecek şekilde Kırık Ilerlemesini Anlamak, Segmentlerin Ayırtedilmesine Yardımcı Olmak Ve En önemlisi De önümüzdeki Yıllar Içerisinde üzerlerinde Durulması Gerekecek Henüz Kırılmamış Olan Ve Gelecekte önemli Deprem Potansiyellerine Sahip Olan Muhtemel Sismik Boşlukları Belirlemek Için, 1900-1995 Yılları Arasında Yüzey Kırığı Meydana Getirmiş Ve Yıkıcı Depremlerin, Ana Tektonik Bölgeler Içerisinde Oluşum Zamanlarına Göre Dağılımları Ayrıntılı Olarak Incelenmiştir. Bu Sismik Boşluklar Ve Civarındaki Sismik Etkinliğin, 1900-1970 Ve 1970-1995 Yılları Arasındaki Iki Farklı Zaman Aralığı Içerisindeki Değişimleri Araştırılmış Ve Güncel Sismisite (1989-1995) Ile Karşılaştırılmıştır.
1900-1995 Yılları Arasındaki Depremlerin Yer-zaman Aralığı Içerisindeki Dağılımları, Tüm Türkiye'de Kırılmadan Kalan (yersel Boşluk=spatial Gap) Ve Günümüzde Zamansal Bir Boşluk Modeli (temporal Gap=doughnut Pattern) Gösteren Muhtemel 15 Yer Olduğunu Göstermektedir. Bu Boşlukların Belirlenmesine Mogi (1979a Ve 1985) Tarafından Ileri Sürülmüş Birinci Ve Ikinci Tip Sismik Boşluk Modeli Kullanılmıştır. Bununla Birlikte, Sadece Son Yüzyıl Içerisindeki Depremlerin Dağılımlarına Bakılarak Sismik Boşluklar Belirlenmesi Ve Bazı Bölgelerdeki Depremlerin Tekrarlanma Aralıklarının 200-250 Yıl Gibi Oldukça Uzun Bir Zamanı Kapsadığı Konusunu Da Değinmek Yerinde Olacaktır. Ayrıca Deprem Tekrarlanma Aralıklarının Normal Faylarda Doğrultu Atımlı Faylara Nazaran Daha Uzun Ve Dalma-batma Zonlarındaki Depremlerin Daha Kısa Tekrarlanma Aralıklarına Sahip Oldukları, Dünyanın Değişik Yerlerinde Yapılan Paleosismoljik çalışmalar Ile Ortaya Konmuştur. Bununla Birlikte, Türkiye'de Saptanan 15 Sismik Boşluk Sadece Geçen Yüzyıl (1900-1995) Içerisinde Oluşan Depremlerle Değerlendirilmemiş Aynı Zamanda Tarihsel Kayıtlar (m.ö. 2000-m.s. 1900) Ile De Karşılaştırılarak Belirlenmeye çalışılmış Ve Paleosismolojik çalışmalar Ile Kısa Süreli Deprem Tahminlerine ışık Tutmak Amacıyla Son Yüzyıl (1900-1995) Içerisindeki Sismisitenin Değişimi Ile Güncel Sismisitenin Bu Boşluklar Içerisindeki Dağılımları Ayrıntılı Olarak Araştırılmıştır. Aşağıda Değinilen Sismik Boşluklarda Depremlerin Oluş Zamanları, Bu Segmentlerde Yapılacak Oldukça Ayrıntılı Jeolojik, Jeofizik, Jeodetik Ve Paleosismolojik çalışmalar Ile Ortaya Konulabilir. Bu Sismik Boşluklarda 1900-1995 Ve 1970-1995 Yılları Arasında Oluşmuş Depremlerin Sayıları Tablo 3'de Gösterilmiştir.
Tablo 3 : Türkiye'deki Sismik Boşluklar Ve 1900-1995 Ve 1970-1995 Yılları Arasında Oluşmuş Depremlerin (m  4.0) Dağılımları
________________________________________no S.boşluk Enl1
K Enl2
K Boy1
D Boy2
D Deprem Sayısı
1900-1995 1970-1995
1 Andırın 36 38 35 37 70 52
2 Türkoğlu 37 38.5 37 38.5 38 34
3 Hazar Gölü 38 39 38.5 40.3 46 34
4 Zafer Burnu 35 36 32 35.5 18 12
5 Antalya 35 37 30 32 132 111
6 Aksu 37 38 30 31 78 53
7 Gökova 36.5 37.5 26.5 29 286 194
8 çayırlı-aşkale 39.75 40.5 39.0 42 53 35
9 Van 38 39 42 45 75 42
10 Yüksekova 35 38 43.2 46 94 69
11 Ardahan 40.2 41.2 42 43.3 56 50
12 Marmara 40.5 41.5 27.5 29 30 20
13 Yedisu 39 39.75 39 42 96 65
14 Geyve 40 41 29 31 76 47
15 Argithani 38 39 30.2 32.4 52 38
1. Kuzey Anadolu Fayı
Kuzey Anadolu Fayı, Sismik Olarak Dünyanın En Diri Faylarından Birisini Oluşturur. Fay, Doğuda Doğu Anadolu Fayı Ile Kesiştiği Karlıova üçlü Birleşim Noktasından Başlar, Orta Kesimi Civarında Dışa Bükey Bir Yay Yaparak Mudurnu Vadisi Segmentinin Batı Ucuna Kadar Devam Eder. Mudurnu Vadisi Segmentinin Batısında Iki Ana Kola Ayrılarak, Kuzeydeki Kol Sapanca, Oradan Armutlu Yarımadasının Kuzey Kenarını Izleyerek Marmara Denizi Içerisinden Saros Körfezine Doğru Uzanır. Güneyde Yer Alan Kol Ise Geyve-mekece-iznik Boyunca Uzanarak Oradan Da Bandırma Ve Daha Sonra Biga Yarımadasını Izleyerek Ege Denizine Doğru Devam Eder. Kuzey Anadolu Fayının Toplam Uzunluğu Yaklaşık 1000 Km Civarında Olup, Toplam Atım Miktarı 25 Km Ile 85 Km Arasında Değişmektedir. Doğuda Fay 100 M Ile Birkaç Yüz Metre Arasında Değişen Genişliklerde Oldukça Dar çizgisel Görünümler Ve Ters Bileşenli özellikler Gösterirken, Batıya Doğru Fay Zonunun Genişliği Artarak 5 Km Ye Ulaşır Ve Normal Atım Bileşenli özellikler Sunmaktadır. Fay Orta Kısımda Dış Bükey Bir Kavis Yaparak Fayın Kilitlenmesine Neden Olacak şekilde Anadolu Bloğunun Güneybatıya Doğru Dönmesine (rotasyona) Neden Olmaktadır.
1900-1995 Yılları Arasında Kuzey Anadolu Fayı Boyunca Hasar Yapıcı Ve Yüzey Faylanması Meydana Getirmiş Ms  5.5 Olan Orta Ve Büyük Magnitüdlü 34 Deprem Meydana Gelmiştir. Son Yüzyıl Içerisinde (1900-1995), özellikle 1939-1967 Esnasında Oluşmuş Deprem Serisi Birçok Araştırıcının Dikkatlerini Kuzey Anadolu Fayının üzerinde Yoğunlaştırmıştır. Bu Aralık Içerisinde Magnitüdü 7.0 Dan Büyük Yüzeyde Faylanma Oluşturmuş 6 Deprem Meydana Gelmiştir. Bu Depremler, Fayın 800 Km Den Daha Fazla Bir Uzunluğunu Kırmıştır. 1939 Erzincan Depremi Türkiye'de Oluşmuş En Büyük Deprem (ms=7.9) Olup, 32962 Kişi Hayatını Kaybetmiştir. Bu Depremde Erzincan'dan Erbaa'ya Oradan Da Amasya'ya Kadar Uzanan 360 Km Uzunlukta Yüzey Faylanması Meydana Gelmişmiştir. Deprem 4.5 Metreden Daha Büyük Sağ Yönlü Yatay Bir Atım Meydana Getirmiştir (ketin 1976). 1939 Depremi, Bu Fay üzerinde 1939-1967 Arasında Oluşmuş Diğer Depremlerin Oluşmasında Tetikleyici Rol Oynamış Ve Depremler Batıya Doğru Bir Kayma Eğilimi Göstermiş Ve Daha Sonra Depremler Fayın Doğu Ve Batı Ucunda Yoğunlaşmıştır.
Türkiye'de Paleosismolojik çalışmaların Yeni Olması Nedeniyle Kuzey Anadolu Fayında Deprem Tehlikesini Belirleyecek Herhangi Bir Kesin Segmentasyon Ayrımı Yapılamamıştır. Bu Segmentlerin Deprem Tehlikesini Kesin Olarak Ortaya Koyabilmek Için Bu Segmentlerin Başlangıç Ve Bitiş Noktalarının Belirlenmesi, Uzunlukları, Her Bir Segmentin Kayma Hızları, Her Bir Depremde Oluşmuş Kayma Miktarları Ve Her Bir Segmentde En Son Büyük Depremden Bu Zamana Kadar Geçen Zaman Miktarları Gibi Paleosismolojik Araştırmalar Ile Elde Edilebilecek Parametrelerin Titizlikle Saptanması Gerekmektedir.
1900-1995 Yılları Arasında Oluşmuş Depremlerin (ms  6.5) Yüzey Kırık Uzunlukları, Kuzey Anadolu Fayında Farklı Davranışlar Gösteren Farklı Segmentlerin Bulunduğunu Ortaya Koymuştur. Bu Depremlerin Dışmerkezleri, Genellikle Bu Segmentlerin Uç Kısımlarında Yoğunlaşmıştır. Depremlerin Dağılımları Incelendiğinde, Kuzey Anadolu Fayında 10 Civarında Sismik Segmentin Var Olduğu Söylenebilir. Bu Segmentlerin Büyük Olanlarını, 360 Km Uzunluktaki Erzincan, 280 Km Uzunluktaki Ladik-tosya Ve 160 Km Uzunluktaki Gerede-bolu Ve 1912 Saros Segmentleri Oluşturmaktadır. Diğer Yandan Fayın Ismetpaşa Bölümünde Yıllık 1-2 Cm Asismik Kayma Gösteren Bir Segmenti Bulunmaktadır. Fayın Bazı Büyük Ana Segmentleri Ise Kilitlenmiş Durumdadır.
Kuzey Anadolu Fay Zonundaki Depremlerin Zaman Içerisindeki Dağılımlarına Baktığımızda, Aktivitenin Fayın Orta Kısımlarından Başladığı Ve Daha Sonra Batı Ve Doğu Uçlarına Doğru Ilerlediği Açıkca Görülmektedir. Kuzey Anadolu Fayının Orta Kesimleri Ile Doğu Ve Batı Uçları, Paleosismolojik Olarak Oldukça Belirgin Farklılıklar Göstermektedir. Bu Yüzden Fayın Bu Farklı Kesimleri, Farklı Davranışlar Sunmaktadır. Elbette Fayın Bu Farklı Kesimlerinde Farklı Davranışlar Göstermesini Denetleyen Birtakım Faktörler Bulunmaktadır. Bu Faktörler, Fayın O Kısımlarındaki Jeolojik, Yapısal, Geometrik Ve Mekanik özellikleri Ile Ilgilidir. Ayrıca Bu özellikler, Fay Segmentlerinin Başlangıç Ve Bitiş Noktalarını Denetlemektedir. Bu Fay Segmentlerin Uçlarını Denetleyen özellikler, Fayın Kabuk Içerisinde, Yani Derin Kısımlarında Sahip Olduğu özelliklerin Yüzeye Yansıması Ile Ilgilidir. Bu Faktörler, üst Kabuk-alt Kabuk Geçişi Arasındaki (pürüz) Asperities Ve Barriers (engel) Modellemesi Ile Açıklanmaktadır (aki 1984). Bu Pürüz Ve Engellerin Büyüklükleri, Hem Deprem Büyüklüklerini Hem De Bu Bölgedeki Deprem Tekrarlanmalarını Kontrol Etmektedir. Kuzey Anadolu Fayı, Bu Tür Paleosismolojik çalışmalar Açısından Incelenecek Olursa, Deprem Tehlike Analizleri Daha Kolay Bir şekilde Ortaya Konabilir.
Diğer Taraftan, Fayın Farklı Kesimlerinin Farklı Davranışlar Göstermesi Ve Deprem Tekrarlanma Aralıklarının Farklı Farklı Olması, Diğer Bir Denetleyici Faktör Olan Fayın Bu Kesimlerindeki Geometrik özelliklerden Kaynaklanmaktadır. Fayın Doğu Kesiminde, Kuzey Anadolu Fayı Birleşik Fayını Teşkil Eden Doğu Anadolu Fayı Ile Kesişmektedir. Ayrıca, Fayın Doğu Kesimlerinde Artan Gerilme Yüklemesi Sonucu Kenarları Doğrultu Atımlı Faylar Ile Sınırlandırılan Bir Takım Blokların çıkmasına Neden Olmaktadır. Fayın Doğu Kesimi Bu şekilde özellikler Gösterirken, Batı Kesiminde Fay Kollara Ayrılmaktadır.
Fayın Doğu Kesimi, Sıkışma Etkisi Altında Kalırken Batı Kesiminde çekilmeye Maruz Kalmaktadır. Kaf Boyunca şimdiye Kadar Oluşan Depremlerin Odak Mekanizma Sonuçları Bu Farklı Gerilme Rejimleri Altında Bulunduklarını Kanıtlamaktadır. Bu Depremlerden Elde Edilen P Ve T Eksenlerinin Yönleri, Faydaki Hakim Olan Ana Sıkışma Yönünün, Kb-gd Olduğuna Işaret Etmiştir. Elbette Bu özelliklere Bağlı Olarak, Bu Kısımların Da Deprem Tekrarlanma Aralıkları Değişmektedir.
Sonuç Olarak, Bu Farklı Davranışlar Kuzey Anadolu Fayında Farklı Deprem Modelleri Gösteren Birkaç Büyük Ana Sismik Segment Ile Belirli Sayıda Da Kısa Uzunluklara Sahip Küçük Segmentlerin Varlığına Işaret Etmektedir. Genel Olarak Fayın Orta Kesimlerinde, Erzincan Segmenti (1939 Deprem Kırığı), Ladik-tosya Segmenti (1943 Deprem Kırığı) Ve Gerede Segmenti (1944 Deprem Kırığı) Gibi Uzunlukları 150 Km-350 Km Arasında Değişen üç Ana Segment Ile Bu Segmentlerin Doğu Ve Batı Ucunda Uzunlukları 100 Km'nin Altında Olan Kısa Uzunlukta Segmentler Yer Almaktadır. Ayrıca Bu üç Ana Segment Içerisinde De Daha Kısa Uzunluklara Sahip Alt-segmentler Bulunmaktadır. Dolayısıyla Ana Segmentlerdeki Depremlerin Tekrarlanma Aralıkları 200-250 Yıl Gibi Oldukça Uzun Bir Zamanı Kapsarken, Daha Kısa Uzunluklardaki Segmentlerde Depremler 50-100 Yıl Gibi Daha Kısa Zaman Aralıklarına Sahiptirler. Ayrıca, Komşu Ana Fay Segmentleri Arasında Düşük Kayma Bölgelerinde Zaman Olarak Birbirlerine Yakın Depremler Meydana Gelmektedir. Bu Açıdan Kuzey Anadolu Fayının Erzincan, Ladik-tosya Ve Gerede Segmentleri Gibi Büyük Segmentler, Değişmez Kayma Modeli (uniform Slip Model) Göstermektedir. Diğer Yandan Varto, Yenice-gönen, Geyve Gibi 100 Km'den Daha Kısa Uzunluklara Sahip Olan Segmentler De Karakteristik Deprem Modeli (characteristic Earthquake Model) Sunmaktadırlar.
Kuzey Anadolu Fayının 1940-1960 Aralığı Içerisinde Yoğun Bir Sismik Aktiviteye Maruz Kaldığı Oldukça Dikkat çekicidir. Bu Durum, Faydaki Belli Bir Zaman Aralığı Içerisindeki Deprem Kümelenmesini Yansıtmaktadır. Aynı Deprem Kümelenmesi, 994-1045 Ve 1667-1668 Deprem Serilerinde (ambraseys 1975, Ambraseys Ve Finkel 1988) Açıkca Görülmektedir.
1900-1995 Yılları Arasında Kuzey Anadolu Fayının Doğu Ve Batı Uçları Yakınlarında Kırılmadan Kalmış Muhtemel üç Sismik Boşluk Düşünülmektedir. Bu Sismik Boşluklar:
1- Yedisu Sismik Boşluk (tanyeri (erzincan Doğusu)-elmalıdere Arası),
2- Geyve Segmenti (geyve-mekece-iznik)
3- Marmara (şarköy- Armutlu Yarımadası Arasında Marmara Denizi Içerisinde Uzanan Segment)
Yedisu Sismik Boşluğunda En Son 23.07.1784 Tarihinde Büyük Bir Deprem Meydana Gelmiştir. Deprem 5.000 Kişnin ölmesine Neden Olmuş Ve 90 Km Uzunluğunda Bir Yüzey Faylanması Gelişmiştir. Depremin Maksimum şiddetti Viii Olarak Belirtilmiştir (ambraseys 1975). özellikle Fayın Doğu Kısmında, 45 Km Kırık Oluşturmuş 13 Mart 1992 Erzincan Depremi (demirtaş Ve Yılmaz, 1993; Demirtaş Vd. 1994), Bu Sismik Boşluklardan Doğuda Yer Alan Yedisu Sismik Boşluğunda Oluşabilecek Muhtemel Bir Büyük Depremin Habercisi Olabilir. Marmara Sismik Boşluğunda (istanbul) En Son 10.07.1894 Tarihinde Ix şiddetinde Büyük Bir Deprem Meydana Gelmiştir. Deprem Adapazarı Ile Istanbul Arasında Kalan Bölgede Oldukça Büyük Hasarlara Neden Olmuştur (öcal 1968). Depremin Armutlu Yarımadasının Kuzey Kesiminde Uzanan Kuzey Anadolu Fayının Yaklaşık 100 Km'lik Bir Kısmını Kırdığı Tahmin Edilmektedir. Geyve Sismik Boşluğunda En Son Büyük Deprem Ms 29 Yılında Meydana Gelmiş Ix şiddetindeki Bir Depremdir (ergin Vd. 1967). Bununla Birlikte Bu Depremden Sonra 120, 350, 368, 985 Ve 1895 Yıllarında şiddetleri V Ile Viii Arasında Birkaç Deprem Meydana Gelmiştir.
2. Doğu Anadolu Fayı
Doğu Anadolu Fayı, Kuzeydoğuda Karlıova Birleşim Noktasından Başlar Ve Güneybatıda Türkoğlu Kavşağına Kadar Devam Eder. Türkoğlu Kavşağında üç Veya Dört Kola Ayrılır. Kuzeydeki Kollar Helenik-kıbrıs Yayı Ile Birleşirken Güneyde Kalan Kolu Ise ölü Deniz Fayına Doğru Uzanır. Doğu Anadolu Fayı, Sismik Olarak Suskun Olduğu Zamanlarda, Birleşik Fayı Olan Kuzey Anadolu Fayı Tarafından Kuzeydoğu Ucunun ötelenmesiyle, Karlıova Birleşim Noktasının Güneybatısında Birkaç Küçük Kol Gelişmiştir. Güneydoğuda Yer Olan Kol, Kuzeybatıda Olana Göre Daha Gençtir (tirifonov 1995). Diğer Taraftan Doğu Anadolu Fayı, Karlıova Birleşim Noktasının Kuzeydoğusundan Ermenistan'a Doğru Uzanır. Doğu Anadolu Fayının Karlıova'dan Güneybatı Doğru Olan Ana Kısımın Uzunluğu 400 Km Olup, Bu Ana Kısımdaki Kayma Hızı Yıllık 5 Mm Civarındadır.
1900-1995 Yılları Arasında Doğu Anadolu Fayı üzerinde Yıkıcı Ve Yüzey Kırığı Oluşturmuş Toplam 10 Deprem (ms  5.5) Meydana Gelmiştir. Bu Depremlerin Dışmerkez Dağılımları, Segmentlerin Sınırlarında Yoğunlaşma Eğilimleri Göstermiştir. Bu Dağılımlar, Fayın Karlıova-türkoğlu Arasında, üç Ana Segment Ile Türkoğlu Kavşağından Güneybatıya Doğru Olan Kollara Ayrıldığı Bölgelerde Ise Dört Segmentin Yer Aldığını Göstermektedir.
Doğu Anadolu Fayında, 1900-günümüz (1995) Arasında Oluşmuş 10 Depremin (ms  5.5) Yer-zaman Diyagramı Ayrıntılı Olarak Incelenmiştir. Daf, Sol Yönlü Doğrultu Atımlı Fay Olması Nedeniyle Paleosismolojik Olarak Kuzey Anadolu Fayına Büyük Bir Benzerlik Göstermektedir. 1900-1993 Yılları Arasında Oluşmuş Depremlerin (ms  4.0) Yoğunlaşma Yerleri, Bu Fayın Segmentleri Hakkında Kabaca Bir Fikir Vermektedir. Doğu Anadolu Fayı, Muhtemelen 5 Veya 6 Segmentden Oluşmaktadır. Doğu Anadolu Fayı Kuzeydoğu Ucunda Dönemsel Olarak Kuzey Anadolu Fayı Tarafından Kesilmesi Sonucu, Ana Fay Doğrultusuna Paralel Birkaç Küçük Faylanmalar Gelişmiştir. Bu Faylanmalar, Karlıova Birleşim Noktasının Güneybatısında Açık Bir şekilde Görülmektedir. Fayın Güneydoğuda Yer Alan Kolu, Kuzey Batısına Göre Daha Genç Olanı Teşkil Etmektedir (tirifonov, 1995).
Doğu Anadolu Fayında 1900-1995 Aralığında Yıkıcı Ve Hasar Yapıcı Depremlerin Dışmerkez Dağılımları, Bu Fay Segmentlerinin Sınırlarında Yer Alma Eğilimi Göstermiştir. Tarihsel Kayıtlar, Doğu Anadolu Fayının 1900-1995 Yılları Arasındaki Dönemde Olduğu Gibi 1900'den önceki Yüzyıl Içerisinde De Oldukça Sakin Bir Sismik Etkinlik Göstermiştir. Dolayısıyla, Bu Fayda, önümüzdeki Yüzyıl Içerisinde Kuzey Anadolu Fayına Benzer Bir Deprem Serisine Yol Açması Oldukça Muhtemeldir. Bu Fayda En Azından 200 Yıldır Bir Enerji Birikimi Olmaktadır. Bu Açıdan Sismik Olarak Oldukça Yüksek Bir Potansiyel Tehlike Taşımaktadır.
Depremlerin Yer-zaman Diyagramı, Fayın önce Orta Kısımlarına Yakın Bir Yerden Kırıldığını Ve Kırılmanın Daha Sonra Doğu Ve Batı Uçlarında Yer Alan Segmentlerine Doğru Kaydığını Göstermektedir. Faydaki Ana Sıkışma Yönü Kd-gb Olarak Elde Edilmiştir.
Doğu Anadolu Fayında Son Dört Yüzyılda Ve 1900-1995 Yılları Arasında Oluşmuş Yıkıcı Deprem Dağılımları Ve Mikrodeprem Aktivitesi, Doğu Anadolu Fayının Karlıova-ceyhan Arasında Kalan Kısmında Toplam 3 Tane Sismik Boşluk Bulunduğuna Işaret Etmektedir. Bunlar;
1- Andırın Sismik Boşluğu (ceyhan-türkoğlu),
2- Türkoğlu Sismik Boşluğu (türkoğlu-çelikhan),
3- Hazar Gölü Segmenti'dir.
Yukarıda Da Belirtildiği Gibi, Doğu Anadolu Fayı, Yüzyılımızda Ve önceki Yüzyıl Içerisinde Olduğu Gibi Sismik Olarak Oldukça Suskun Bir Dönem Geçirmektedir. Bu Faydaki Sismik Boşlukların Dağılımları, Muhtemelen Kuzey Anadolu Fayındaki 1939-1967 Deprem Serisine Benzer Bir Deprem Serisinin önümüzdeki Yüzyıl Içerisinde Oluşabileceğini Göstermektedir. Bu Fayın Kısa Bir Süre Içerisinde Tamamen Kırılmasına Neden Olabilecek 1939 Erzincan Depremine Benzer Bir Büyük Deprem Tetikleme Rolü üstlenebilir. Bu Yüzden Doğu Anadolu Fayının Bu Işaret Edilen Sismik Boşlukları Civarında çalışmaların Yoğunlaştırılması, Deprem Tehlikesinin Belirlenmesi Ve Zararlarının En Aza Indirgenmesi Açısından Oldukça Büyük önem Taşımaktadır.
Diğer Taraftan, Her üç Sismik Boşlukta özellikle Başta Andırın Civarında Olmak üzere Ergani Ve Hazar Gölü Civarında 1989 Dan Bu Yana Her Yıl Ms  4.0 Birkaç Deprem Oluşmuştur. Dünyanın Değişik Bölgelerinde Geçmişte Oluşmuş Depremler üzerindeki Haberci Olaylara (precursory) Ait çalışmalar, Kırılacak Segment Uzunluğu Ile Habercilerin Süresi Arasında Doğrudan Bir Bağlantı Olduğu Sonucunu Ortaya Koymuştur. Buna En Iyi örnek Olarak Günümüzde Meydana Gelen 1 Ekim 1995 Dinar Depremi Verilebilir. Dinar Depreminde 10 Km Uzunluğunda Bir Kırık Oluşurken, Haberci Olaylar 30 Gün öncesinde Ortaya çıkmaya Başlamıştır. Buradan Hareket Ederek Doğu Anadolu Fayında Sismik Boşluklarda Oluşması Muhtemel Haberci Olarak Nitelendirilebilecek Ms  4.0 Depremlerin 5-7 Yıl öncesinde Gözlenmeye Başlanması, Kırılabilecek Uzunlukların Oldukça Uzun (100 Km Veya Daha Uzun) Olabileceğine Işaret Etmektedir. Bu Açıdan Fayın Bu Bölümlerinin Yeterli Derecede Yoğun Bir Gözlem Altında Bulundurulması Yerinde Olacaktır. Ayrıca Bu Sismik Boşluklar üzerinde Geçmiş Son Yüzyıl Içinde (1900-1995) Hasar Yapıcı Ve Yüzey Kırığı Oluşturan Büyük Depremlerin Meydana Gelmemesi, Bu Bölgenin önemini Daha Da Artırmaktadır.
Andırın Sismik Boşluğunu Içine Alan Adana-ceyhan-maraş Yöreleri 290, 517, 524, 561, 1114, 1514 Ve 1855 Yıllarında şiddetleri V Ile Ix Arasında Değişen Birkaç Büyük Deprem Meydana Gelmiştir (ergin Vd. 1967). Diğer Yandan Türkoğlu Sismik Boşluğunda Oluştuğu Tahmin Edilen En Son 1874 Yılında şiddeti Viii Olan Büyük Bir Deprem Meydana Gelmiştir (öcal 1968). Hazar Gölü Sismik Boşluğunda 1866 Yılında En Son Viii şiddetinde Büyük Bir Deprem Meydana Gelmiştir (öcal 1968).
3. Ege Graben Sistemi
Ege Graben Sistemi, Genel Olarak D-b Doğrultulu Normal Faylar Ile Sınırlandırılmış Birçok Bloklardan Meydana Gelmektedir. Bu Bloklar Arasında, D-b Uzanımlı Grabenler Yer Almaktadır. Bölge, Genel Olarak Kkd-ggb Yönlü Bir çekme Rejiminin Etkisi Altında Bulunmaktadır. Bölgede Hakim Olan Ana Kkd-ggb Genişleme Yönü, Bu Depremlerin Odak Mekanizma çözümleri Sonucu Elde Edilmiş T Eksenleri Yönleri Ile Uyumluluk Göstermektedir. Bu Grabenler Kuzeyden Güneye Doğru; Edremit Körfezi, Bakırçay-simav Grabeni, Gediz-küçük Menderes Grabenleri, Büyük Menderes Ve Gökova Körfezi Grabenleri şeklinde Sıralanabilir.
Ege Graben Sisteminin Edremit Körfezini Içine Alan Kuzey Kesimi, Kuzey Anadolu Fayı Ile Batı Anadolu'daki çekme Rejimin Etkisi Altında Bulunmaktadır. Dolayısıyla Bu Bölgede Oluşmuş Depremlerin Odak Mekanizmaları, Hem Normal Hem De Yatay Bileşenlerin Hakim Oldukları Birleşik Fay çözümleri Vermiştir.
Ege Graben Sisteminin Ikinci Alt Bölgesini, Kkd Yönelimli Bakırçay Grabeni Ile Kkb Yönelimli Simav Grabeni Oluşturur. Bu Grabenler, Kenarları Doğrultu Atım Bileşenli Normal Faylar Olan Büyük çöküntü Alanlarını Temsil Ederler. çandarlı Körfezi Ile Soma Arasında Uzanan Bakırçay Grabeni, 10-20 Km Genişliğe Ve 80 Km Uzunluğa Sahiptir. Diğer Taraftan Simav Grabeni, Simav çayı Boyunca Yaklaşık 100 Km Uzanır (gülkan Vd. 1993).
Gediz Grabeni, Sarıgöl Ile Turgutlu Arasında Uzanan 10-20 Km Genişlikte Ve 140 Km Uzunlukta Bkb-dgd Doğrultulu Büyük Bir çöküntü Alanını Temsil Eder. Bu Graben Boyunca Pliyosen'den Günümüze Kadar Olan Zaman Aralığı Içerisinde 1.5 Km Civarında Bir Düşey Atımın Meydana Geldiği Bildirilmektedir (gülkan Vd. 1993).
Gediz Grabeninin Hemen Güneyinde ödemiş-bayındır-torbalı-tire Ve Selçuk Gibi Yerleşim Alanları Içerisinden Geçen 5-20 Km Genişlikte Ve 100 Km Uzunlukta Küçük Menderes Grabeni Yer Alır (gülkan Vd. 1993).
Gediz-küçük Menderes Grabenlerinin Güneyinde Doğrultusu Doğudan Batıya Doğru Değişen Ve Doğrultu Atım Bileşenli Normal Faylanmalar Sunan, Batıda Ege Denizi Ile Doğuda Sarayköy'e Kadar Uzanan 10-25 Km Genişlikte Ve 200 Km Uzunlukta Büyük Menderes Grabeni Yer Alır (gülkan Vd. 1993).
Bu Bölgenin En Güneyinde Güllük Ile Muğla Arasında Uzanan Bgb-dkd Doğrultulu Gökova Körfezini Sınırlayan Faylanmalar Bulunur.
Ege Graben Sistemi Içerisinde 1900-1995 Yılları Arasında Hasar Yapıcı Ve Yüzey Kırığı Meydana Getirmiş Ms  5.5 Olan 33 Deprem Meydana Gelmiştir. Bu Depremlerin Yukarıda Bahsedilen Belli Başlı Grabenler Boyunca Yoğunlaştıkları Açık Bir şekilde Görünmektedir. Bölge, Oldukça Karışık Tektonik Görünüm Sunması Nedeniyle Sürekli Depremlere Maruz Kalmış Ve Gelecekte De Deprem Oluşturma Potansiyeli Yüksek Olan Bir Bölgeyi Oluşturmaktadır. Geçmiş Yüzyılda (1900-1995) Oluşmuş Depremlerin (ms  4.0) Büyük Bir çoğunluğunun Büyük Menderes Grabeninin Doğu Ucu Ile Simav Grabeni Boyunca Meydana Geldikleri Görünmektedir.
Bu Grabenlerin Kenarlarını Sınırlayan Ana Normal Faylar, Kısa Uzunluklara Sahip Birçok Küçük Segmentlerden Oluşmaktadır. Dolayısıyla, Bu Kısa Segmentlerden Birinde Oluşan Bir Deprem, Yakınlarındaki Diğer Komşu Segmentleri Tetiklemekte Ve Ileriki Bir Zamanda Bu Segmentlerde Depremlerin Oluşmasına Neden Olmaktadır. Bu Depremler (ms  5.5), Genellikle Bölgede Güneyden Kuzeye Doğru Zaman Içerisinde Bir Kayma Göstermişlerdir.
Ege Graben Sistemi Içerisinde 1900-1995 Yılları Arasında Yıkıcı Ve Yüzey Kırığı Oluşturmuş Depremlerin Yer-zaman Diyagramı Incelendiğinde Paleosismolojik Olarak Fayların Davranışlarını Etkileyen Faktörlerden En önemlisinin, Fay Tipleri Olduğu Açıkca Görülür. Fay Tiplerine Bağlı Olarak Fayların Farklı Davranışlar Göstermesi Doğrultu Atımlı Faylar Olan Kaf Ve Daf Ile Helenik Yayı Ve Bitlis Bindirme Kuşağını Oluşturan Ters Faylar üzerinde Oluşmuş Depremlerin Yer-zaman Dağılımlarının Karşılaştırılması Ile Daha Kolay Bir şekilde Anlaşılabilir. Dünyanın Değişik Kesimlerinde Yer Alan Faylar üzerinde Yapılan Paleosismolojik çalışmalar, Doğrultu Atımlı Faylar Ile Normal Atımlı Faylar Ve Ters Fayların Birbirlerinden Oldukça Farklı Davranışlar Gösterdikleri Sonucunu Ortaya Koymuştur. Normal Atımlı Faylarda Depremlerin Aynı Fay Segmenti üzerindeki Tekrarlanma Aralıkları Doğrultu Atımlı Faylara Nazaran Oldukça Uzun Olurken Aynı Fayın Komşu Segmentleri Arasındaki Depremlerin Oluşum Zaman Aralıklarının Birbirlerine Oldukça Yakın Oldukları Görünmektedir. Amerika Birleşik
Ödev Kategorisi : Deprem Mühendisliği
Gönderen : Yönetici
Download Sayısı : 0

ÖDEVİ İNDİR

Ödevi İndirmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir ( Sitemize Üye Olmak İçin Lütfen Tıklayınız )
NOT: Sitedeki dosyalar üye olmak için öğrencilerin, öğretmenlerin, Akademisyenlerin gönderdiği dosyalardan oluşmaktadır. Tümü Eğitim ve öğretim amaçlıdır. Bu dosyaların tümünün editörden kontrol edilerek geçirilmesi yoğun bir emek gerektiğinden, gözden kaçmış olanlar olabilir. Ayrıca bir üyemiz tarafından gönderilen bir dosyanın telif hakkına tabi olup olmadığını her durumda tespit edemeyebiliriz. Böyle bir durumu fark etmeniz halinde dosyanın siteden kaldırılması için dosya adını bize mail atmanız halinde İlgili dosya 1  saat içerisinde ivedilikle siteden kaldırılır ve kaldırıldığına dair bilgilendirme size mail yolu ile bilgi verilir.

Telif haklarına gösterilen özen konusunda bize yardımcı olduğunuz için teşekkür ederiz..
İletişim Bilgileri
Mail:
bilgi@odevbul.net
Telefon:
0533 353 88 01
0536 498 34 08
Msn:
msndestek@odevbul.net
Sitemize Yeni Kategori / Döküman Eklensin Mi?
Evet
Hayır
Yeterli
Fikrim Yok
  Sonuçlar
Toplam Oy: 19264
   Toplam 1673905 Ziyaretçi
   Toplam 14535 Üye
   Toplam 52183 Ödev
   Onay Bekleyen 13862 Üye
   Online 19 Kullanıcı
Sera Swat
Mustafa Averi
Yunus Kıranşal
Alican Zamantılı
Murat Sahin


Tasarım & Programlama elmasgunes.net ©2004-2008
Hosting Provider: {th}