
![]() |
| Ödevin Adı |
: |
Ermeni Sorunu Ve Ermeni Olaylari |
| Sayfa Sayısı |
: |
14 |
| Ödevin İçeriği ( Sadece
Bir Kısmı ) |
: |
Ermeni Sorunu Ve Ermeni Olaylari
1974 Yılından Itibaren Türkiye Cumhuriyeti, Milletler Arası Planda Bir “ermeni Terörü” Ile Karşılaştı. Onyıl Kadar Sürenbu Terör Sırasında, Türkiye, Birbirinden Değerli Pek çok Diplomatını Kaybetti. çünkü Her Terör Hareketi Kendi Düşüncesine Göre Edef Seçer. Bu Tarihlerdeki, “insanlık Dışı” Metodları Ile Ermeni Terörü De, Milletine Ve ülkesine Hizmet Etmekten Başka Amacı Ve çabası Olmayan, çok Değerli Türk Diplomatlarını Seçti. Bu Yolla Sözüm Ona, Yılların Gerisindeki Bir “ermeni Sorunu” Na Dikkati çekmek Ve 1878 Den Sonra Olduğu Gibi, Bu Sorunu Milletlerarası Politika Arenasına Getirerek, Türkiye Cumhuriyeti’nin Toprak Bütünlüğünü Parçalamak Istedi. Dışarıdan Ve Hatta Amerika Gibi Guya Dost Veya Müttefik Devletlerden De Destek Gördü. Bütün Bu “mezbuhane Gayretler” Bize Bir şeyi ögretti: Türkiye’nin Artik Elindeki “ermeni Dosyasi” Ni Açma Zamaninin Geldigini. Bu Ermeni Terörü Bize, şimdiye Kadar Bu Konuda Susmanın Zararını Ve Hatasını Da öğretti. Biz Türk Milleti Olarak Bu Hatayı Derhal Düzeltme Yoluna Gittik Ve Arşivlerimizdeki, Sayilari Yüzbinlerle Ifade Edilen Belgelerimizi Dünyanin Gözü önüne Açmaya Başladik. Ilginçtir, Bizim Bu Tutumumuz üzerine, Ermeni Terörü De Kesildiği Gibi, Arşivlerimizi Bütün Dünyaya Açtığımız Halde, Ermeni Davasını Savunan, Dost-düşman Bütün Yabancı Tarihçilerin “lutfedip” Bu Arşivlere Ilgi Göstermediğini Hayretle Gördük. Sadece Bu Durum, Osmanlı Imparatorluğu’ndaki “ermeni Sorunu” Nun Gerçek Niteliğini Göstermeye Yetmektedir.
Günümüzdeki “ermeni Sorunu” Tartışmalarının Odak Noktasını, I. Dünya Savaşı Sırasında, Tam Bir Vatan Hainiliği Ile, Osmanlı Vatandaşı Ermenilerinin Türk Cephesini Yıkmak Için Her Türlü Alçaklığı Yapmaları üzerine, Osmanlı Devleti’nin De Savaş Sırasında Her Devletin Almak Zorunda Olduğu Güvenlik Tedbirleri Sonucu Doğu Anadolu Bölgelerinden Güneye Göç Ettirilmesinin Teşkil Ettigi Açiktir. 1915 Nisanindaki “göç” Kararinin Arkasinda, Sadece Ermenilerin “ihaneti” Yatmamaktadır. çünkü Bu Ihanetin Evveliyatı Vardır Ve Bu Da Ermenilerin, Osmanlı Devleti’ni Yıkmak Isteyen Bütün Yabancı Devletlerle Işbirlliği Ile Ve Onların Kışkırtmaları Sonucu, 1878 Den Itibarenn Osmanlı Devleti’ni Yıkma çabalarıdır.
Berlin Kongresi’nden Sora Ingiletere’nin Osmanlı Devleti’ne Karşı Politikasının Değiştiğini, 1791 Den Beri Osmanlı Devleti’ne Karşı Güttüğü, Onun Toprak Bütünlüğünü Koruma Politikasını Terkederek, özellikle Liberal Parti Ve Gladstone Ile 1880 Den Itibaren, Osmanlı Imparatorluğu’nu Parçalama Ve Onun Toprakları üzerinde Kendisine Bağlı Milli Devletler Kurma Politikasının En önemli Işaretlerinden Biri De 1880 Lerden Başlayarak Avrupa Politikasında ön Plana Geçen “ermeni Sorunu” Dur.
Bilindiği Gibi, Osmanlı Devleti’nin Sınırları Içinde çeşitli Gayrı Müslim Unsurlar Ve Azınlıklar Vardı. Bunlar Arasında “millet-i Sadıka” Denen Ermeniler De Bulunuyorlardı. Bunların Büyük Bir Kısmı Van, Bitlis, Diyarbakır Ve Sivas Vilayetlerinde Ve Torosların Güneyinde Halep Civarında Bulunuyordu. Fakat Bu Vilayetlerin Hiç Birinde Ermeniler çoğunluk Teşkil Etmediği Gibi, Bu Vilayetlerde Roplam Nüfusun Ancak -o Da Bazı Vilayetlerde- % 39 Unu Teşkil Ediyorlardı. Mesela, 1914 De Yapılan Resmi Istatiklere Göre, Ermenilerin Kalabalık Oldukları Vilayetlerden Bitlis’te 300.999 Nüfusun 134.777 Si, Sivas’ın 939.735 Kişilik Nüfusunun 147.099 U, Trabzon’un 921.128 Kişilik Nüfusunun 38.399 U Ermenilerden Meydana Geliyordu.
Osmanlı Devleti’nin Ilk Döneömlerinde Ermeni Patrikliği Kütahya’da Iken, Bursa’nın Başkent Yapılması üzerine, Ermeni Patrikliği De Bursa’ya Getirilmiş, Fakat Fatih Sultan Mehmed’in Istanbul’u Fethetmesinden Sonra, 1461 Yılında Fatih Ermeni Patrikliği Istanbul’a Getirlimiş Ve Böylece Rum Patrikliği’nin Yanında Bir De Ermeni Patrikliği Kurulmuştur. Bununla Beraber, Ermeniler Arasında Mezhep Bakımından Bir Birlik Yoktu. çoğunluk Gregoryen Kilisesine Bağlıydı. Bundan Sonra Ermeni Katolik Kilisesi Ve Ondan Sonra Da, 9. Yüzyılın Ilk Yarısında Kurulmuş Bulunan Ermeni Protestan Kilisesi Geliyordu.
Gayrı Müslimler Içinde Osmanlı Kültürünü En Fazla Benimseyenler Ermeniler Olmuştur. Ermeniler Türklerle Tam Anlamı Ile Karışmışlar Ve Kültür, Din, Sanat Ve Gelenekler Bakımından Adeta Türkleşmislerdi. Bunda Fatih Ile Beraber Birçok Osmanlı Padişahı Zamanında Ermenilerin Hemen Her Alanda Istihdam Edilmiş Olmasi önemli Rol Oynamiştir Denebilir. Saraylarda Pek çok Görevler Ermenilere Verilmişti. Islahat Fermani’ndan Sonra Ise Ermeniler Vali, Genel Vali, Müfettiş, Elçi, Ve Hatta Bakan Olarak Tayin Edilmişlerdir. Mustafa Reşit Paşa, Ali Ve Fuat Paşalar, Ve Hatta Mithat Paşa Ermei Danişmanlar Kullanmişlardir. Devlet Hayatında Ermeniler, Rumların Yerini Almışlardır.
Bunula Beraber, Ermenilerin Devlet Ve Toplum Içindeki Bu Durumu, Ermeni Patrikliği’nin Etkisini Hiçbir Zaman Azaltmamıştır. Zira, Patrikler, Ermenilerin Din Işlerini Yönetir, şikayetlerini Inceler Ve Hatta Ermenilere Ait Emlaki De Yönetip Gelirlerini Toplarlardı. Fakat Zamanla Patriklerin Ermeni Toplumu üzerindeki Bu Etkinlikleri Siyasal Etki Ve Kontrol Haline De Dönüştü. özellikle Yabancılar, Rum Patriklerinde Olduğu Gibi, Ermeni Patrikliğini De Milli Ve Siyasal Bir Makam Olarak Görmeye Başladılar. Berlin Antlaşmasından Sonra Patlak Veren Ermeni Sorununda Istanbul Patrikliği’nin Büyük Rolü Olduğu Gibi Doğu Anadolu’daki Ermeni Ayaklanmalarında Da Ermeni Kiliseleri Silah Deposu Ve Terör Karargahı Görevini De Yapacaklardır.
1878 Den Sonra Ermeni Sorunun Hız Kazanmasında Ingiltere’nin Yeni Politikası Esaslı Bir Faktör Olmakla Beraber, Yine Ingiltere Ile Ilgili Fakat Dolaylı Bir Faktörü De Belirtmek Gerekir.
Osmanlı Imparatorluğu Içindeki Katoliklerin Koruyuculuğunu Fransa’nın Ve Ortodoksların Koruyuculuğunu Da Rusya’nın üstlenmesi Ve Bu Suretle Osmanlı Imparatorluğu’nun Iç Işlerine Karışma Imkan Ve Fırsatını Elde Etmeleri, 1840 Lardan Itibaren Ingiletere’yi De Harekete Geçirmiş Ve Ingiletere De Osmanli Imparatorlugu Içinde Bir Protestanlik Politikasina Başlamiştir. Ingiltere Bu Suretle Bir Denge Kurmaya çalişmaktaydi. Bundan Dolayi Ingiletere’nin Teşviki Ile 1842 De Ilk Defa Kudüs’te Bir Protestan Kilisesi Açilmiştir. Yine Ingiletere’nin Destegindeki Protestan Misyonerleri Osmanli Imparatorlugu Topraklarinda, Okullar, Kolejler Açtilar Ve Ilginçtir, Buralarda Yapılan Ilk Iş Ermeni Tarih Ve Edebiyatının Ve Kültürünün Işlenmesi Olmuştur. Ingiltere’nin Bu Faaliyeti Sonucu Bir çok Ermeni Protestanlığa Dönerken, şimdi Ermeniler De Ingiltere’de Bir Koruyucu Bulmaya Başlıyorlardı. Bu Da Ermenilerin Milli Duygularının Harekete Geçmesine Sebep Olmuştur.
Ermeni Sorunu Aktif Olarak 1877-1878 Osmanlı-rus Savaşında Rusya’nın Doğu Anadolu’daki Bazı Türk şehirlerini Işgal Ederek Bu şehirlerde Yaşayan Ermenileri Bağımsızlık Amacı Ile Osmanlı Devleti’ne Karşı Kışkırtmasıyla Başlamıştır. Bu Durum Ingiltere’yi Telaşlandırmış Ve Rusya’nın Ermenileri Koruma Perdesi Altına, Doğu Anadolu’yu Balkanlaştırmasından Ve Bu Savaşla Sağlamış Olduğu Toprak Kazançlarının Yarattığı Elverişli Durumdam Faydalanarak, Nüfuzunu Bir Yandan Iskenderun öte Yandan Da Mezopotamya üzerinden Basra Körfezine Yaymasından Korkmuştur. Böylece Ermeni Davası Ermenilerin Değil Osmanlı Imparatorluğu üzerinden çıkarları çarpışan Iki Büyük Devletin Ingiltere Ve Rusya’nın Tahrikleriyle Ortaya çıkmıştır. Osmanlı -imparatorluğu’nun Hristiyan Topluluklardaki Milliyetçilik Ve özerklik Hareketlerinde Teşebbüs Bu Toplulukların Kendisinden Gelmiş Iken Ermeni Sorunu Veya Davası Esas Itibariyle Dış Tahriklerin Bir Sonucu Olarak Ortaya çıkmıştır.
1877-1878 Osmanlı-rus Savaşı, Imparatorluk Içindeki Ermenilerdenihayet Bağımsızlıklarını Kazanmak üzere Oldukları ümidini Uyandırmıştır. Rusların Kafkas Cephesi Kuvvetlerinde Ermeni Erleri , Assubaylar, Ve Subaylar Bulunurken, Ayatefanos’a Gelen Rus Kuvvetlerinde Bazı General Ve Subaylarda Buradaki Ermeni Aileleri Tarafından Misafir Edilmişlerdir. Işte Bu Atmosfer Içinde Osmanlı Devleti Savaşta Yenilip De Ocak 1878’de Edirne’de Mütareke Görüşmeleri Başladigi Zaman Istanbul’daki Ermeni Patrikligi Meclis’i Toplanarak, Eçmiyazin Ermeni Katogikoslugu Vasitasi Ile Rus çar’indan şu Isteklerde Bulunmaya Karar Vermişlerdir.
Ermenilerin Bulunduğu Fırat2a Kadar Olan Toprakların Rusya’ya Ilhak Edilmesi.
Bu Olmazsa, Rusya Tarafından Bulgarista’a Verilecek Imtiyazların Ermenilere De Verilmesi.
Bu Da Olmazsa, ıslahat Yapılması Hususunda Osmanlı Devleti’nden Garanti Alınması Ve Bu ıslahat Yapılıncaya Kadar Rus Askerinin Ermeni Topraklarından çekilmemesi.
Istenen ıslahat Arasında, Güvenlik Kuvvetlerinin Ermenilerden Kurulması Ile, Ermeni Askeri Kuvvet Kurmaları Da Vardı.
Ermeni Patrikliği’nin Bu Teşebbüsü Yanında Ayrıca, Patrik Nerses Varjabedyan Ile Dokuz Piskoposun Imzasını Taşıyan, 13 şubat 1878 Günlü Bir Dilekçe Rus çarı’na, Bir Dilekçe De Başbakan Gorçakof’a Gönderilmişti. Bu Dilekçelerde Rus çarı’na Büyük Kurtarımız Diye Hitap Edildiği Gibi Patrik Nerses’in Eçmiyazin Katogikosu’na Yazdığı Yazıda Da şöyle Deniyordu: “çar’a Müracaat Etmeliyiz. Bugün Türkiye, Büyük Ve önemli Bir Kısmını Kaybetmiş Birhalde Olarak, Onun Ayaklarının Altında Bulunuyor. Asya Kısmına Da Bizim Sahip Olmaya çalışmamız Lazımdır. Türkiye O Kısımda Kalsa Bile Bundan Sonra Rusya’nın Muti Bir Tabii Olacaktır. Herhalde Rusya’nın Himayesine Muhtacız. Daima Onun Teveccüh Ve Muhabbetini Celbe, Bugün Olmasa Bile, çok Geç Kalmayacak Birgün, Meydana çıkacak Olan Türkiye’nin Asya Meselesi Ortaya Konulacağı Zamanda, Memleketimizdeki Hissemize Sahip Olmak Için şimdiden Ermeni Meselesini çıkarmaya Başlamalıyız.”.
Ermeniler, Ayastefanos Anlaşmasindan önce Edirne’de Grandük Nikola Ve Kont Ignatiyef’i Ziyaret Etmişler Ve Ayastefanos Barişinda Ermeniler Hakkinda Da Hüküm Koydurmaya çalişmışlardır. Ignatiyef, Edirne’de Ermeni Temsilcisine, “ermeni Milleti Bir Millet Olarak ... Bulgarların Elde Ettiği Hürriyete Nail Olmayacaklardır. çünkü Ermeniler Ermenistan’da Hazır Bulunmadılar. ölü Kelime Halinde Kaldılar” Diye şikayette Bulunmakla Beraber, “ben, Daima Patrikinizi Takviye Için Hazırım. Patrik Beklemesin, Işe Başlasın, Tam Zamanıdır” Diyerek Ermenileri Ayaklardırmaya Kışkırtmıştır. Bu Ziyaretten Sonra Ayastefanos’da Ruslarlar Osmanlılar Arasında Barış Görüşmeleri Yapılırken, Istanbul’da Ermeni Patriği’nin Başkanlığında Bir Heyet De Ruslara Başvurmuş Ve Ermenistan’a özerklik Verilmesini Istemiştir. Tabi Bu özerkligin Arkasindan Balkanlarda Oldugu Gibi Bagimsizlik Gelecekti. Ruslar özerklik Isteginin Kendi Sinirlari Içindeki Ermenilere De örnek Olmasindan çekindikleri Için Buna Yanaşmamişlardır. Mamafih, Ermenilerin Iki Aydır Devam Eden Bu çabaları Sonuçsuz Kalmadı. Rusya Ayastefanos Antlaşması’na 16. Madde Olarak Ermenilerle Ilgili Bir Hüküm Koydurdu. Buna Göre, Rus Askerlerinin Işgal Ettiği Yerlerden çekilmesi Halinde Iki Devletin Münasebetlerine Zarar Verebilecek Karışıklıklar çıkabileceğinden Osmanlı Devleti Ermenilerin Bulunduğu Yerlerde “menafi-i Mahalliyenin Icab Itdiği ıslahat Ve Tensikatı” Vakit Geçirmeksizin Yapacak Ve Ayrıca, Ermenilerin, Kürtlerle Ve çerkeslere Karşı Güvenliğini Sağlayacaktı.
Ayastefanos Imzalanır Imzalanmaz Tepkiler Başlayıp Da Berlin Kongresi’nin Toplanması Söz Konusu Olunca Ermeniler Bu Sefer çabalarını O Tarafa Yönelttiler. Mesela Ermeni Patriği 17 Mart 1878 Günü Ingiliz Elçisi Layard’a Yaptığı Gizli Bir Ziyarette Ermenilerin özerkliği Için Ingiltere’nin Yardımı Istemiştir. Ingiliz Elçisi Patriğin Kullandığı “ermenistan” Deyiminden Ne Kasdettiğini Sorduğunda Patriğin Verdiği Cevap Ilginçtir: Van Ve Sivas Paşalıkları, Diyarbakır’ın Büyük Bir Kısmı Ve Eski Klikya Krallığı. Elçi’nin Bu Topraklar Halkının çoğunluğunun Müslüman Olduğunu Söylemsi üzerine Patrik, Müslüman Halkın Da Osmanlı Yönetiminden şikayetçi Olduğunu, Bu Sebeple De Bir “hristiyan Hükümeti” Tercih Edeceklerini Söylemiştir. Nihayet Patrik özerklik Isteklerinin Kabul Edilmemesi Ve Avrupa Devletlerinin Yardım Etmemesi Halinde, Bu Bölgenin Ayaklanıp Rusya’ya Katılacakları Tehdidini De Ileri Sürmüştür.
Ermeniler Bu Kadarlada Yetinmeyip Büyük Devletler Başkentlerine De Heyetler Yollayarak Berlin Kongresi’ne Suncaklari Istekler Için Destek Saglamaya çalişmişlardir. Nitekim Ermeniler Berlin Kongresi’ne Osmanli Padişahi Tarafindan Tayin Edilen Bir Ermeni Vali Tarafından Yönetilecek Bir “özerk Ermenistan” Tasarısı Sundular. Bu Tasarı Ermenistan’nın Yönetim Esaslarını Belirten Bir çeşit Tşkilat Yasası Idi. Tasarı O Derece Geniş Yetkileri Kapsamaktaydı Ki Bir “bağımsızlık” Kelimesi Kullanılmamıştı. Bu özerk Ermenistan’nın Sınırları Batıda Fırat Nehri’nden Başlayıp, Siirt, Ergani, Harput, Diyarbakır, Van Ve Erzurum Illerini De Içine Alıp, Rize’yi De Bu Ermenistan’ın Limanı Yapıyordu.
Berlin Kongresi’nde Ingiltere Ile Rusya’nın Dışındaki Devletler Ermeni Sorunu Ile Ilgili Değildiler. Ingiltere Kıbrıs’la Ilgili 4 Haziran 1878 Anlaşmasında, Osmanlı Devleti’nden “... Memalik-i Mahrusada Bulunan Tebaa-i Hıristiyaniyeye Ve Sairenin Hüsn-i Idare Ve Himayelerine Müteallik Ilerde Devleteyn Beyninde Karşılaştırılacak Olan ıslahat-ı Lazimeyi Icra Edeceği” Taahhüdünü Alarak, Ermeni Sorununda Sadece ıslahat Taraftarı Olduğunu çoktan Göstermişti.
Bu Sebeple Berlin Kongresi, Ayastefanos’un 16. Maddesini Biraz Yumuşatarak 61. Madde Olarak Benimsenmiş, 16. Maddedeki Rus Askerinin Tahliyesi Ve Osmanli Devleti’nin Arasira Devletlere Bilgi Vermesi Ve Devletlerin De Islahata Nezaket Etmesi Ilkesini Kabul Etmekle Yetinmiştir. Arasira Deyimi Ile Rusya’nin Ikide Bir Osmanli Devleti’nin Başini Agritmasinin önlemek Istendiği Açıktır.
Panslavistler Gibi Ermeniler De Berlin Kongresi’nden ümitlerinin Cenaze Törenini Yaparak Ayrıldılar. Fakat Bu Sorunun Kapanması Değildi. Aksine Berlin Kongresi’nden Sonra Ermeni Sorununda Iki Yeni Unsur Ortaya çıktı. Bunlardan Birincisi, 1880 De Ingiltere’de Türk Düşmanı Gladstone’un Ve Liberal Parti’nin Iktidara Gelmesi Ve Ermeni ıslahatı Konusunda Bir şiddet Ve Hırsla Sarılmasıdır. Bu Ise Sorunun Milletlerarası Planda Hareketliliğinin Ve Dinamizmini Korumasına Sebep Olmuştur.
Ikinci Unsur Ise, Ermenilerin Düş Kırıklığının Sonucu Olarak Amaçlarını Gerçekleştirmek Ve Davalarını Yürütmek Için şiddet Yoluna Başvurmaya Yani Silahlı Mücadeleye Kara Vermeleridir. Berlin Kongresi’nde Ermenilerin Temsilciliğini Yapan Başpiskopos Hrimyan “ermeni Delegasyonu Doğu’ya Müzcadelesiz Ve Isyansız Hiçbir şeyin Kazanılamayacağı Hakkında öğrenmiş Olduğu Dersi De Beraberinde Götürecektir” Diyordu. Lakin Silahlı Mücadele Herşeyden önce örgütlenmeyi Gerektirirdi. Onun Için Ermeni Patriği “bu Gibi Işler Ne Bir Gün Içinde Ne De Bir Adamın Eliyle Yapılmaz. Gelecek Için Hazırlanalım” Demiştir. Dolayısı Ile 1878 Den Sonra Ermeni Sorununun Esas Itibariyle Milletlerarası Palanda Kaldığını Bu Arada Da Ermenilerin örgütlenme Işine Giriştigini Görüyoruz.
Gladstone 1880 Yılında Iktidara Gelir Gelmez Hemen Ermeni Sorununu Ele Almıştır. Yeni Ingiliz Başbakanı Berlin Antlaşması’nı Imzalayan Devletler Nezdinde Harekete Geçerek, 11 Haziran 1880 De Osmanlı Devleti’ne Ortak Bir Nota Verilmesini Sağladı. Notada, Babıali’nin Berlin Antlaşması’nın 61. Maddesiyle Taahhüt Ettiği ıslahata Henüz Başlamadığı Ve Her Gecikmeden Osmanlı Devleti’nin Tutulacağını Biliyordu. Nata Gayet Sert Bir Ifade Ile Yazılmıştı Ve Tehdit Havası Taşıyordu. Babıali Bu Notaya 5 Temmuz 1880 De Cevap Vererek, Ermeni ıslahatı Konusunda Almakta Olduğu Tedbirleri Ayrıntıları Ile Bildirdi. Devletler 7 Eylül 1880 De Yeni Ve Yine Sert Ifadeli Bir Nota Vererek, Babıali’nin Açıklamlarının Yetersiz Bulduklarını Bildirip, Tedbirler Konusunda Eleştirilerde Bulundular. Babiali 3 Ekim 1880 De Devletlere Yeni Bir Muhtira Ile Alinan Tedbirleri Açikladi. Bu Tartişmalari Daha Bir Süre Devam Etti. Bu Tartışmalar Da Dikkati çeken Iki Nokta Olmuştur. Birincisi Devletlerin Ermenileri Kürtlerle Karşi Korumak Için Osmanli Devleti’ne Baski Yapip Bir Bakima Kürtlerle Ermenileri Karşi Karşiya Getirme çabaları; Ikincisi De Osmanlı Devleti’nin Aldığı Her Asayiş Ve Düzen Tedbirinin Yine Ermeniler Tarafından Bir “ermeni Katliamı” Gibi Gösterilmesinden Osmanlı Devleti’nin şikayetiydi.
Gladstone’un Gayretkeşligi Tepki Yaratti. Bu Sirada Rusya’nin Içi Ihtilalci Hareketlerle Karmakarışıktır. Hatta 1880 Aralık Ayında çar Ii. Aleksandr’a Karşı Bir Suikast Bile Düzenlenir. Rusya Ise 1878 Berlin Antlaşması Ile Eline Geçirdiği Tiflis, Erivan, Kars, Ardahan Ve Batum’daki Ermenileri Ruslaştırmak Ve Onları Ortadoks Kilisesine Bağlamak Için çaba Harcadığından Buralardaki Ermenilerin Tepkisine Sebep Oluyordu. Rusya’nın Politikası Ingiltere’den çok Farklıydı. Fransa’nın Derdi Bu Sırada Tunus’tur. Ve 1881 De Bu Osmanlı Toprağını Işgal Etmeye Hazırlanmaktadır. Bismarck Ise Berlin’deki Ingiliz Elçisine Ermeni ıslahatı Konusunda Babıali’ye Fazla Yüklenmenin Manasız Olduğunu Söylüyordu. Avusturya Da Almanya Gibi Osmanlı Devleti’ne Fazla Yüklenmenin Taraflısı Olmadı. Bu Sebeple Ingiltere Yalnız Kaldı Ve Ermeni Sorununda Osmanlı Devleti’ne Baskıda Daha Fazla Ileri Gidemedi. Sorunun Milletlerarası Safhası şimdilik Bu şekilde Kapandı.
Lakin Gladstone’un Teşebbüsü Ermeniler Için Bir ümit Dogurmuştu. Ingiltere De Kuvvetli Bir Destek Bulacaklarina Inanmişlardi. Bu Sebeple Diplomatik Faaliyetlerin Durmasi Ermenileri Silahli Mücadeleye Daha Fazla Itti. Silahli Mücadele Ise örgütlenme Ile Olurdu.
Esasına Bakılırsa Ermeniler Bulundukları Yerlede Kendi Aralarında Bir Takım Sosyal Amaçlı Dernekleri Daha 1878’den önce Kurmuşlardı. Bu Derneklerle Bir Dayanışma Sağlamaktaydılar. 1878 Den Sonra Ise örgütlenme Terör Ve Silahlı Mücadele Amacına Yönelmiştir.
Imparatorluk Içindeki Ermeni Cemiyetlerinin Ilki, 1860 Da Istanbul’da Kurulan “hayırsever Cemiyeti” (benevolent Union) Dir. Amacı Kilikya’yı Yükseltmekti. 1870 Ile 1880 Arasında Van’da Araratlı, Muş’da Okulsevenler Ve Doğu, Erzurum’da Milliyetçi Kadınlar Isimli Dernekler Ortaya çıktı. Okulsevenler Ve Doğu Dernekleri Daha Sonra Birleşerek Ermenilerin Birleşik Cemiyeti’ni Kurdular.
Bunların Yanında Ihtilalci Dernekler De Kuruluyordu. 1878 De Van’da Kara Haç Derneği Kuruldu. Amacı Ermenileri Saldırılardan Korumak Için Onları Silahlandırmaktı. 1882 De Kapatılmıştır.
Ihtilalci Bir Siyasi Parti örgütü Olarak Ilk Ortaya çıkan Ise Armenakan Partisi’dir. 1885 De Kurulmuştur. Programının Başlıcanoktaları şunlardır. Partinin Kuruluş Sebebi Ihtilal Yalu Ile Ermenilerin Kendi Kendilerinin Idare Hakkını Elde Etmektir. Parti Amacına Ulaşmak Için Bütün Milliyetçi Ermenileri Biraraya Getirmek Ihtilalci Fikirleri Yaymak, üyelere Silah Kullnamayı Ve Askeri Disiplini öğretmek, Silah Ve Para Sağlamak, Gerilla Kuvvetleri Oluşturmak Ve Halkı Genel Bir Harekete Hazırlamak Gibi Yollara Başvuracaktı. Bir Merkez örgütü Olacak Ve Bölgelerde De Bölge Komiteleri Oluşturulacaktı. Ayrıca Diğer Ihtilalci Gruplarla Işbirliği Için De özel Bir Komite Teşkil Olunacakti. Silah Kullanmak Ve Askeri Strateji Konularindaki Bilgilerin Van Ermeni Okulu’nda, Rus Konsolosu Binbaşi Kamsaragan Tarafindan Verildigi Belirtilmiştir.
Bu Dernekler Içinde Asıl önemliolan Iki Tanesi şüphesiz Hınçak Ve Taşnak Komiteleridir.
Ihtilalci Hınçak Partisi: Hınçak (hunchak Veya Hentchak) Ermenice’de çan Demektir. 1887 Deisviçre’de Kurulmuştur. Marksist Ilkelere Sahipti Ve 1890 Dan Itibaren Faaliyetlerini Doğu Anadolu’ya Yaymaya Başlamıştır. Marksist Niteliği Dalayısıyla Hınçak A Göre Bugünkü Düzen Ihtilal Yoluyla Ortadan Kaldırılmalı Ve Onun Yerine Ekonomik Gerçeklere Ve Sosyal Adalete Dayanan Yeni Bir Toplum Düzeni Getirilmelidir. Partinin Ilk Ve Yakın Hedefi Türkiye Ermenistanının Siyasal Ve Milli Bağımsızlığını Sağlamaktır. Türkiye De Ihtilal Yoluyla Gerçekleştirilecek Amaca Varmak Için Kullanilacak Metod Propoganda Tahrik Tethiş Ve Işçi Ve Köylü Hareketidir. Tahrik Ve Tethiş Halkin Cesaretini Arttirmak Için Gerekliydi. Hükümete Karşi Nefret Yaratmak Tahrikin Başlica Yollaridir. Tethiş Hareketlerini Yürütmek Için özel Bir örgütlenme Yapılacaktı. Ihtilali Gerçekleştirmek Için En Müsati Zaman Türkiyenin Savaşa Girdiği Dönem Olacaktır. Süryaniler, Kürtler, Türklere Karşı Mücadelede Kazanılmalıdır. Programında Yakın Amaca Yani Ihtilale Ulaşmanın çaresi Olarak “türkiye’deki Ermeni Bölgelerindeki Genel Kuruluşu Altüst Etmek, Degiştirmek, Genel Isyanla Türk Hükümetine Karşi Savaş Açmak” Gösterilmekteydi.
Hınçak Partisi Içinde Görüş Ayrılığı çıktı Ve özellikle Sosyalist Fikirlere Karşı Olanlar 1898 De Iskenderiye’de Yeni Hınçak Partisi’ni Kurdular. Tethiş Olayları Ile Tanınan Ise Esas Hınçak Partisidir.
Hınçak Partisi 1896 Daki Genel Kongresinde “hınçak Isyan Cemiyeti Kanunu Alisi” Başlıklı Bir Belge Kabul Etti. Buna Göre, Hınçak Cemiyeti Veya Partisinin Tek Görevi Ayaklanma çıkarmaktır. Osmanlı Imparatorluğu Bu Yönden Bir Takım Ayaklanma Bölgelerine Ayrılmıştı.
Ermeni Ihtilalci Federasyonu (taşnaksutyun): Taşnaksutyun Ermenice De Federasyon, Ittifak Anlamına Gelmektedir. Rusya’dakiler De Dahil Olmak üzere Birçok Ermeni Grupların Biraraya Gelmesinden Meydana Geliyordu. Hınçak Da Buna Katılmış Ve Federasyon 1890 Da Ortaya çıkmış Ise De Hınçak Bir Süre Sonra Taşnaksutyun’dan Ayrılmıştır. Taşnak Partisi 1892’de Tiflis’de Yaptığı Toplantıda Bir Program Kabul Etmiştir Ki Bu Program Ihtilalci Gruplar Kurmayı, çeteler Teşkil Etmeyi, Halkı Silahlandırmayı, Kavgayı Teşvik Etmeyi, Hükümeti Yıldırmayı, Hükümet Müesseselerini Yağmalamayı Ve Insan Ve Silah Sağlamayı öngörmekteydi. Taşnak Tam Anlamiyla Bir Terör örgütü Olarak Kurulmuştur.
Bu Bilgiler De Göstermekttedir Ki Dünyada Ki Bütün Ermeniler Osmanlı Imparatorluğunda Ayaklanma çıkartmak Amacı Ile örgütlenmiş Bulunmaktaydılar. Ayaklanma Için Bahane Bulmak Veya Yaratmak Tabiatiyle Güç Olmadı.
1885 De Doğu Rumelinin Bulgaristan’a Katılması Hareketi, Ermenileri De Harekete Geçirdi. Londra, Viyana, Rusya Ve Iran’da Bulunan Ermeni Komiteleri Geniş Bir Propoganda Faaliyetine Girişerek Osmanlı Devleti’ndeki Ermenileri Ayaklanma Için Kışkırttılar. Avrupa Devletlerine Beyannameler Göndererek Bağımsız Bir Ermenistanın Kurulmasını Istediler.
Dışardan Gelen Bu Kışkırtmalar, Içerdeki Ermeniler Ve Ermeni Komiteleri üzerinde Etkisiz Kalmadı. 1889 Mayısında Van Olayı Meydana Geldi. Armenakan Partisine Mensup üç Ermeni Kürt Kılığına Girip Türk Sınırından Gizlice Geçerek Van’a Girmek Isterlerken, Van-başkale Yolunda Türk Zaptiyeler Tarafından Durdurulduklarında Silahlarını Teslim Etmeyince çatışma çıkmış, üç Ermeniden Biri ölmüş, Biri Yaralanmış Ve Diğeri De Kaçmıştır. Bunların üzerlerinde çıkan Mektuplardan Bunların Ingiltere Ve Fransa’da Ki Ermeni Kuruluşları Ile Yakın Bağlantıları Olduğu Anlaşılmıştır.
Bu Olayın Arkasından Erzurum Ayaklanması Patlak Verdi. 20 Haziran 1890 Da çıkan Bu Ayaklanmaının Sebebi Ise Erzurum’daki Sanasaryan Okulunda Kiliselerde, Ermenilerin Rusya’dan Getirdikleri Silahları Depo Ettiklerini Haber Alınması üzerine Vali'’in De Buralarda Arama Yaptırmak Istemesidir. Fakat Aramanın Yapılacağı Köpek Boğos Adında Bir Tarafından Birkaç Saat önceden Okula Haber Verilmiş Ve Herşey çabucak Ortadan Kaldırılmıştır. Tabii Sonunda Aramadan Bir Sonuç çıkmamıştır. Fakat Bu Arada Komitacı Ermeniler Aramaya Gelen Subay Ve Erlerin üzerine Ateş Açtilar, Müslüman Halka Saldirdilar. Iki Saatlik çarpişmalarda Her Iki Taraftan 100 Den Fazla ölü Ve 200-300 Kadar Yaralı Vardı. Osmanlı Devleti Hemen Duruma Hakim Oldu.
Ermenilerin Erzurum’da Böyle Kanlı Bir Olay çıkarmak Istemelerinin Sebebi, Bu şehirde Rus, Ingiliz Ve Fransız Konsolosluklarının Bulunmasıydı. Sandılar Ki Bu Konsoloslar Olayı Büyütüp, Bütün Dünyaya Yayacaklar. Halbuki Böyle Olmadı Ve Bu Bakımdan Hayal Kırıklığına Uğradılar. Taşnaksutyun Komitacılarından Biri Bu Olay Dolayısıyla şöyle Demiştir: “biz, Inanıyorduk Ki Erzurum’daki Avrupa Devletleri Konsolosları Derhal Bu Olayı Müthiş Bir şekilde Hükümetlerine Yansıtacaklar Ve Ermeni Sorunu Da Bu Suretle Hemen Bir Sonuca Bağlanmış Olacaktır. Fakat Bu Olmayınca Herkesi Büyük Bir şaşkınlık Kapladı”.
Erzurum Ayaklanması 1890 Haziranında Oldu. Hemen Arkasından Temmuz Ayında Bu Sefer Istanbul’da Kumkapı Olayları Meydana Geldi. Olayların Ve Kışkırtmaların Ta Erzurum’dan Istanbul’a Intikal Ettirilmesini Ise, Taşnak Komitacisi şu şekilde Belirtmektedir: “idare Heyetimizde Bu Sorunu (erzurum’un Başarisizligi) Tartişarak şu Sonuca Vardik: Büyük Avrupa Devletlerini Bu Taş Gibi Duygusuzluklarindan çikarmak Için Padişahin Başkentinde, Elçilerin Burunlarının Dibinde Büyük Bir Gösteri Tertiplemek. Erzurum Ayaklanmasına Epey Bir Umut Bağlanmıştı. Fakat Istenildiği Gibi Bir Netice Elde Edilemedi. Bununla Beraber Ilk Adımdı”.
Işte Istanbul’daki Hınçak Komitesi Büyük Devletlerin Ilgisini çekmek Için Büyük Bir Gösteri Yürüyüşü Düzenliyor. Gösteride Patrik Aşıkyan Vasıtasiyle Padişah Abdülhamid’e Bir Dilekçe Yahut Bir Bildiri Götürülmesi Planlanıyor. Lakin Patrik Buna Yanşmayınca Patriği Zorla Bir Arabaya Sokuyorlar Ve Aynı Zamanda Da “yaşasın Hınçak Komitesi, Yaşasın Ermeni Milleti, Yaşasin Ermenistan” Diye Bagirmaya Başlayinca Patrigin Arabasi Askerler Tarafindan çevriliyor. Bunun üzerine Hinçak Komitacilari Askere Ateş Etmeye Başliyor. Tabii Asker De Cevap Veriyor. Ne Var Ki, Ermeniler 2 ölü Verdikleri Halde 6-7 Asker Agir Ve 10 Kadar Asker De Hafif Yaralanıyor. Tabii Olay Bastırılıyor.
Gösterileri Yönetmiş Olan Cangülyan Adli Hinçak Komitacisi “anadoluda Işlenecek Cinayetler Avrupayı Belki Ilgilendirmezdi. Bundan Dolayı Elçilerin Gözlerinin önünde Avrupa’nın Ilgisini çekmek Için Bir şikayet Hareketi Yapmak şart Oluyordu” Dedikten Sonra Anadolu’daki Hareketlerin Rusya’yı Endişelendirebileceği Lakin Ingiltere’nin Ermeni Davasına Yatkın Olması Sebebiyle Istanbul Olaylarının Daha Etkili Olabileceğini Söylemiştir.
Padişaha Gönderilmek Istenen Bildiride De Dogu Anadolu’da Ermenilerin Silahsizlandirilmasından şikayet Edilmekteydi.
1892 Temmuzunda Bu Defa Merzifon’da Olaylar çıktı. Merzifon, 1892-1893 Yıllarında, Kayseri, Develi, Yozgat, çorum, Tenüs, Aziziye’yi Kapsayan Bölgenin Hınçak Komitesi Merkeziydi. “küçük Ermenistan Ihtilal Kolitesi” Adını Taşıyordu. Komitenin Başkanı, Merzifondaki Amerikan Kolejinin öğretmeni Olan Karabet Tomayan’dı Ve Kolej’de Hınçak’ın Karargahı Niteliğindeydi. Buradan Halka Mütamadiyen Bildiriler Dağıtılıyordu. Bu Bildiriler Köylere Kadar Gidiyordu. Bu Arada Hınçak Komitacıları Bu Bölgede, 1892 Temmuzunda, Posta Soygunculuğuna Başladılar. Bu Soygunlar Sırasında Posta Sürücülerini Ve Zaptiyeleri öldürdüler. Bunların Paralarını çaldılar. Soygunların Elebaşısı Bu Tomayan Ile Yine Kolejin Sekteri Kayayan Idi. Tabii Her Ikisi De Ve Diğer Komitacılar Yakalandı, Muhakeme Edildiler Ve Bazıları Idama Mahkum Oldular. Fakat Ingiliz Protestan Kiliseleri Ve Din çevrelerinin Baskısı Ile Tomayan Ve Kayayan Padişah Tarafından Affedildiler Ve Ingiltere’ye Gittiler.
Merzifon Olaylarını Sasun Olayları Izledi. 1894 Yılında Ingiltere’nin Van Konsolosunun Sözde Incelemeler Yapmak Amacı Ile, Ermenilerin Yoğun Olduğu Bölgelerde Dolaşmaya Kalkması Sasun Olaylarının Yakın Sebeplerinden Birini Teşkil Etti. Ermeniler, Konsolosun Dolaşmasını Osmanlı Otoritelerine Karşı Direnmeye Geçilmesi Için Işaret Gibi Telakki Etti. Tiflis’te Olan Hınçak Cemiyetinin Ajanları Da Sınırı Geçerek Osmanlı Ermenileri Arasına Yayıldılar Ve Isyan Saatinin Gelmiş Olduğunu Ihtar Ettiler. Ayaklanma Için Bitlis’in Sasun Kasabası Seçildi. Sasun, Mutki Ve Garzan Ilçelerine Yakın Olup, O Zaman Nüfusu 20 Bin Kadardı. Bunun 10 Bin Kadarı Müslüman 8 Bin Kadarı Da Ermeniydi. Halk, Ermeniler De Olmak üzere Zazaca Ve Kürtçe Karışik Bir Dil Konuşuyordu.
8 Ağustos 1894 Günü Sasun’un şenlik Köyünde Birkaç Koyunun Kürtler Tarafından Kaldırılması üzerine Ermeniler Ele Geçirdikleri Müslümanları Katletmeye Başladılar. Diğer Köylerde De Zaten Vergi Vermemek, Hükümet Memurlarına Direnmek Gibi Serkeşlik Yapıyorlardıç Bu Sebeple Ayaklanma Hızla Gelişti. Padişah Abdülhamit Ayaklanmanın Sert Bir şekilde Bastırılmasını Istedi. Gerçekten Ermenilere Karşı çok Sert Davranıldı Ve Epey Ermeni Kırıldı. Osmanlı Devleti Bütün Ağustos Ve Eylül Aylarında Bu Ayaklanma Ile Uğraşmak Zorunda Kaldı. Osmanlı Devleti’nin Ermenilere Karşı Almış Olduğu Bu Sert Tedbirler üzerine, Ingiltere Ve Rusya Harekete Geçtiler Ve ıslahat Yapılamsında ısrar Ettiler. Ingiltere Ve Rusya’ya Fransa Da Katıldı. üç Devletin Istanbul’daki Elçileri, Ermeni Patrikhanesinin Verdiği Esaslar Dairesinde, Bir ıslahat Projesi Hazırladılar. Bu ıslahat Projesi Erzurum, Bitlis, Van, Sivas, Diyarbakır Ve Harput Vilayetlerini Kapsıyordu. Ingiltere, Bu Projeye Bu Vilayetlere Tayin Edilecek Valilerin Yabancı Devletler Tarafından Tayin Ve Azlini öngören Bir Madde De Sokmak Istediyse De Diğer Iki Devlet Buna Yanaşmadı. Bu Sırada üçlü Ittifak Osmanlı Devleti’ni Tutuyordu Ve Ingiltere Ile Yürümeyi Reddetti. Osmanlı Imparatorluğundaki Ortodoksları Daima Desteklemiş Olan Rusya Ise Artık Ortodoksları Tutmuyordu; çünkü Ingilterenin Politik Amaçlarına Hizmet Etmek Istemiyordu. 1894 Ittifakı Ile Rusya’ya Zincirlenmiş Olan Fransa Da Ermeni Sorununda Kendi çıkarı Için Savunulacak Bir şey Görmüyordu. Dolayısıyla Ingiltere’nin Isteği Kabul Olmuş Olsaydı, Ingiltere Ermeni Sorununa Istediği Gibi Müdahale Edebilme Ve Ermenilerin Bağımsılığını Gerçekleştirme Yolunda Büyük Imkana Sahip Olacakti.
Ermeni Kuruluş Ve Komitelerinin Yogun Propogandalari Sonucu Sasun Olaylari Bütün Avrupa’yı Ayağa Kaldırmış Ve Osmanlı Devleti Aleyhine Yoğun Bir Hava Yaratmıştı.
üç Devlet Temsilcisinin Istanbul’da Hazırladığı Projede Vilayet Sayısının Azaltılması, Siyasi Suçlardan Mahkum Olan Ermenilerin Affı, Göç Eden Veya Sürgüne Gönderilen Ermenilerin Memleketlerine Dönmelerine Izin Verilmesi, Bitlis Olayları Sırasında Zarar Gören Ermenilere Tazminat ödenmesi Gibi Hususlar Vardı.
Osmanlı Devleti Bitlis Olaylarını Araştırmak Ve Soruşturmak üzere Buraya Bir Heyet Yollamıştı. Ingiltere Tarafsız Olacağını Ileri Sürerek Milletlerarası Bir Heyet Gönderilmesinde ısrar Etti. Uzun Tartışmalardan Sonra Ingizliz, Fransız Ve Rus Temsilcilerinden Meydana Gelen Ikinci Bir Heyet Kuruldu. Bu Heyetin çalışmaları Ve Soruşturmaları Da Ingiltere’yi Memnun Etmedi. Sorgulanan şahitlerin Etki Altinda Birakildiklarini Idda Etti. Hasili Bu çalişmalardan Da Bir Sonuç çıkmadı.
Ingiltere’nin Baskısı Altında Kalan Ve Sorunun çıkmaza Girdiğini Gören Osmanlı Devleti, Duruma Bir An önce Bir çözüm Bulmak Için Almanya’nın Aracılığına Başvurduysa Da, Almanya Bu Işe Karışmak Istemedi. Ingilizler Ise 11 Mayıs 1895 De Sunulan ıslahat Projesine Bir An önce Cevap Vermesi Için Osmanlı Devleti’ni Sıkıştırıyorlardı. Ingiltere Başbakanı Lord Salisbury, 28 Haziran 1895 De Sadrazam Sait Paşa’ya Gönderdiği Tehditlerle Dolu Mektubunda şöyle Diyordu: “osmanlı Devleti’nin Içinde Bulunduğu çok Büyük Tehlikeye Dikkati çekerim. Iktidara Geldiğim Gündenberi, Ingiltere’de Kamu Oyunun Osmanlı Devleti Aleyhine Döndüğünü Hayretle Görüyorum. Bu Devletin Devam Etmeyeceğine Dair Kanaat Günden Güne Artmaktadır.... Ne Almanya, Ne Italya, Ne Avusturya, Ingiltere’nin Doğu Sorunu’ndaki Politikasına Engel Olamazlar. Fransa Rusya’ya Sadıktır. Osmanlı Devleti’nin Devamına Yarayan şey Yalnız Ingiltere’nin Rusya Ile Müttefik Olmamasıdır. Eğer Ittifak Vaki Olursa, Tehlike Son Dereceye Gelir. Osmanlı Devleti Sona Erer”. Ingiliz Başbakanının Düşüncesine Göre “ermeni Sorunu Yatışsa Dahi Osmanlı Devleti Yaşayabilmek Için çok çürüktür”. Yine Salisbury’ye Göre Ingiltere Kırım Savaşı Arifesinde çar’ın Teklif Ettiği Paylaşmayı Reddetmekle Hata Etmiştir.
Salisbury 1 Ağustos 1895 De Lorlar Kamarasında Yaptığı Konuşmada Da Doğrudan Ermeni Sorununu Ele Alarak Osmanlı Devleti Bağımsızlık Ilkesi Bahenesini Ileri Sürerek Ermeniler Hakkındaki ıslahatı Savsaklayacak Olur Ve “devletlerin Nasihatlerini Dinlemezse” Gayet Büyük Ve Korkunç Bir Hatada Bulunmuş Olacağını Ve Bunun Osmanlı Devleti’ne Felaket Getireceğini Söyledi.
Ingiltere’nin Osmanlı Devleti’nin Bu şekilde Ki Tehditleri, Rusya’yı Telaşlandırdı. Ingiltere’nin Ermeni Politikası Ve Ermenileri Desteklemesi, Kafkaslardaki Ermeniler Bakımından, Rusya’yı Kuşkulandırmaya Başlamıştı. Kaldı Ki Rusya Ingiltere’nin Ermeni Politikasının Manasını çok Iyi Anlıyordu. Rusya Osmanlı Devleti’nin, Ingiltere’nin Kontrolü Altına Düşmesine Izin Veremezdi. Bu Sebeple, Rusya, Daha 11 Mayıs 1895 Tarihli ıslahat Projesine Osmanlı Devleti’nin Cevabını Beklemeden Bu Projenin Uygulanmasına Yönelik Zorlayıcı Tedbirlere Katılmayacağını Bildirdiği Gibi Fransa’yı Da Aynı şekilde Bir Tutuma Teşvik Etti. Bundan Cesaret Alan Osmanlı Devleti De 11 Mayıs 1895 Tarihli ıslahat Projesini Reddetti Ve ıslahatını Sadece Ermeniler Için Değil Bütün Osmanlı Imparatorluğu Için Düşünülmekte Olduğunu Bildirdi.
Durumun Bu şekil Aldigini Gören Ermeniler, Devletin Dikkatini Bu Sorun üzerinde Tutmak Için, Bu Sefer Istanbul’da Yeni Bir Olay çıkarttılar. Bu Da, Istanbulda 18 Eylül 1895 De Yaptıkları Babıali Yürüyüşü’dür. Babıali’nin 1 Ekim 1895 Deki Resmi Bildirisindeki Deyimle “ermenilerin Hamal Ve Tulumbacı” Esnafından Bir Takım Insanların Giriştiği Bu Yürüyüşün Amaci Hinçak Komitesinin Büyük Devletler Elçilerine Yürüyüşten önce Verdikleri Bildiriye Göre, “babıali Ile Avrupa’ya Ermeni Halkının Istediklerini Bildirmek”ti. Fakat Her Zaman Olduğu Gibi Güya Masumane Yapılmak Istenen Yürüyüş önceden Planlandığı Gibi “ermeniler Ya ölüm Ya Hürriyet Istiyor” Avazeleri Ve “erzurum Ermeni Dağlarından Bir Ses çınladı” Marşları Ile Sayıları Bir Ara 5 Bini Bulan Ermenilerin Türk Jandarmasına Ve Polisine Ateş Açtığı Bir Ayaklanmaya Dönüşmüştü.
Babıali Yürüyüşünde Kan Akmadığı Gibi, Ermenilerin Babıaliye Saldırıları Da Türk Askeri Tarafından önlendi. Fakat Bu Olay Ve Gösterilerin Saldırgan Niteliği Karşısındaki Beceriksizlik, Hükümetin Durumunu Da Ortaya Koymuştur.
Bu Olayın Bir Diğer Ilginç Yanı Da, Olayın Sadece Bir Yürüyüş Sınırları Içinde Kalmayıp Softaların Da Ayaklanıp, Müslüman Halk Ile Ermeniler Arasında çatışmalara Sebep Olmasıdır.
Bundan Başka Istanbul Olaylari Kisa Zamanda Trabzon, Erzurum, Harput, Diyarbakir, Sivas, Antep, Ve Maraş Vilayetlerine De Bulaşti. Buralarda Da Kiyamlar Oldu. Avrupa Yeniden “ermeni Mezalimi” Havasi Ile çalkalandi. Osmanli Devleti’nin, Ermenileri Tertipli Bir şekilde Yoketmeye çaliştigi Propogandasi Bütün şiddetiyle Hüküm Sürdü.
1895 Yılındaki Bu Ermeni Ayaklanmalarında, Osmanlı Devleti Tarafından Resmen Tesbit Edilen ölü Ve Yaralı Sayısı şöyledir: Müslümanlardan 1828 ölü Ve 1433 Yaralı “gayrı Müslim” Lerden ölü Sayısı 8717 Ve Yaralı Sayısı Da 2238 Dir.
Istanbul Olayları Ve Bunun Doğu Anadolu Vilayetlerine De Yayılması Ve Avrupa Kamu Oylarında Beliren Tepkiler, Ingiltere’yi Bir Kere Daha Osmanlı Devleti Aleyhine Harekete Geçirdi. Devletler Istanbul’daki Uyruklarını Korumak Için Istanbul önlerine Savaş Gemileri Gönderdiler. Ingiltere Derhal Müdahaleye Taraftardı. Fakat Rusya Kendisini Frenledi. Güvenliğin Sağlanması Için Osmanlı Devleti’ne Zaman Verilmesi Gerektiğini Bildirdi. Almanya, Avusturya Ve Fransa Da Rusya’yı Destekledi Ingiltere Yalnız Kaldı. Osmanlı Devleti De Ayaklanmaları Bastırdı. Bunun Arkasından Da Osmanlı Devleti, Rusya, Ingiltere Ve Fransa Ile Mutabık Kalarak, 22 Ekim 1895 De Erzurum, Bitlis, Van, Diyarbakır, Elazığ Ve Sivas Illerinde Uygulanmak üzere 32 Maddelik Bir ıslahat Tüzüğü Kabul Etti.
Istanbul Olayları Sırasında, Osmanlı Devleti’ni Meşgul Eden Bir Başka Ermeni Ayaklanması Da, Zeytun Ayaklanması’dır. Zeytun, Maraş Vilayetine Bagli Daglik Ve Topragi Verimsiz Bir Ilçeydi. Bugünkü Adi Süleymanli’dir Zeytun Halki, Osmanli Devleti’nin Eski Dönemlerinde De Asiligi Ile Bilinmektedir. Geçmişte De Devlet Otoritesine Karşi çok Ayaklanmalar Olmuştur. Bunun Da Sebebi, Zeytunluların 1884 De Yandığı Idda Ettikleri Ve Tamamen Uydurma Olduğu Anlaşilan Iv. Murad’in Bir Fermanidir. Ferman’a Göre Padişah Iv. Murad Zeytunlulari Bir çok Vergiden Muaf Tuttugu Gibi, Osmanli Memurlarinin Bu Kasabaya Ugramamalarini Emredip Imtiyaz Ve Bağımsızlık Bahşetmiş. Kendisinden önceki I. Ahmed, I. Mustafa Ve Ii. Osman Gibi Padişahlardan çok Farklı Olarak, Osmanlı Ordularının Başına Geçip Bağdad’ı Ele Geçiren, Savaşta Cesur Oldugu Kadar Acimasiz Da Olan, Sert Ve Otoriter Karakterli Bir Padişah Olan Iv. Murad’in (1623-1640) üç-beş Kişilik Zeytunlu Halkina Böyle, Devlet Otoritesini Yokeden Ve Bagimsizliga Kadar Giden Imtiyazlar Veren Bir Fermanin Isdar Ettigini Kabul Etmek, Mantiga Gayet Ters Düşmektedir.
Zeytun Ayaklanması 1895 Temmuzunda Hınçak Komitesi Tarafından çıkarılmıştır. Hınçak Propogandacıları, Silah Para Ile Köylere Kadar Halkı Kandırıp, Ayaklanma Başlar Başlamaz Ingiliz Donanmasının Da Mersin Ve Iskenderun’a Geleceğini Söylemişlerdir. Bunun üzerine 2 Bini Silahsız, 4 Bini Silahlı Zeytunlu Saldırılara Başlayarak Kışlayı Ve Hükümet Binasını Sarıyorlar. Kaymakam, 50 Subay Ve 600 Er Esir Ediliyor. Esirler Daha Sonra Zuytunlu Kadınlar Tarafından öldürülüyor. Bunun üzerine Etraftaki Türk Kuvvetleri Harekete Geçerek, Yapılan çarpışmalarda Asileri Zeytun’a Sığınmaya Mecbur Bırakıp, Zeytun’u Kuşatmaya Başlıyorlar. Asiler Imha Edileceği Sırada, Devletlerin Elçileri Babıali’ye Başvurup Aracılık Teklifinde Bulunuyorlar Ve Babıali De Bu Teklifi Kabul Ediyor. Bunun üzerine Altı Devletin Halep’deki Konsolosları 1ocak 1896 Da Zeytun’a Giriyorlar. 28 Ocak 1896 Da Da Zeytun’lularla Bir Barış Anlaşması Yapılıyor. Bu 15 Maddelik Anlaşma Ile Hınçak Reisleri Ile Asilerin Avrupa’ya Gitmeleri, Kalanların Affedilmeleri, Zeytun’a Devlet Onayı Ile Vali Tayin Edilmesi, Zeytunluların 5 Yıliçin Vergiden Muaf Tutulmaları, Zeytun’da Ancak Bir Bölük Türk Askerinin Bulunması, V.s. Gibi Hususlar Kabul Ediliyordu.
Böylece Zeytun Ayaklanması, Ermeni Sorunu’nda Osmanlı Devleti’nin Sadece Itibar Değil Egemenlik Beğımsızlığından Da önemli ölçüde Kayba Uğraması Sonucunu Veriyordu.
1896 Yılı Böyle Başlamakla Beraber, Bu Kadarla Kapanmadı. 1896 Haziranında Van Ayaklanması Patlak Verdi. 1 Haziran 1896 Da Başlayan Bu Ayaklanma, Taşnaksutyun’un Eseridir. Yalnız, Taşnaksutyun’a Katılan Hınçaklılar Da Bu Ayaklanmada önemli Rol Oynamıştır.
Van Ayaklanmasının Hazırlıkları Bir Yıldan Beri Yapılmaktaydı. Ermeni Halktan Toplanan Silah Vergisi Ile Ve ölüm Tehdidi Ile Ermeni Halka Gönderilen Mektuplarla Halktan Para Toplanmış, Silah Ve Cephane Yığınağı, Yapılmış, Ayaklanmayı Yönetecek Olanlar Da, Iran Ve Rusya Yoluyla Gelerek, Ayaklanmanın Başına Geçmişlerdir. Ayaklanma 15-24 Haziran 1896 Arasında Devam Etmiş Olup, Bu Ayaklanma Bastırıldığında 418 Müslüman Ile 1715 Ermeni Hayatını Yitirmiş Ve 363 Müslümanla 71 Ermeni De Yaralanmiştir.
Van Ayaklanmasının Arkasından 26 Ağustos 1896 Günü Istanbul’da Meydana Gelen Osmanlı Bankası Baskını Da Yine Bir Taşnaksutyun Terör Hareketidir. 1895 Eylülünde Hınçak’ın Organize Edip De Başarılı Olamadığı Bir Teşebbüsü şimdi Taşnaksutyun Tekrar Ediyordu. Yani Amaç Yine, Başta Ingiltere Olmak üzere, Avrupa’yi Harekete Geçirmekti. Saldirinin Osmanli Bankasi’na Yöneltilmesinin Sebebi Ise Bu Bankanin Milletlerarasi Banka Durumunda Olmasi Ve Bundan Dolayi Da Böyle Bir Bankaya Saldiri Dolayisi Ile Avrupa’yi Kişkirtmakti.
Osmanlı Bankası Müdür Sekreterinin Daha Sonra Yaptığı Açıklamaya Göre Bankaya Yapılacak Baskın Ve Saldırı üç Ay önce Yabancı ülkelerdeki Ermeni Komiteleri Tarafından Hazırlanmış Ve Hareketi Yönetecek Olanlar, Olaydan üç Hafta önce Istanbul’a Gelmişlerdir. Saldırı Geniş Planlı Olup Aynı Anda Başka Yerlere De Bombalı Saldırılar Yapmak Suretiyle Güvenlik Kuvvetlerinin Osmanlı Bankası Baskınına Müdahale Etmelerini önlemekti. Bombalar Ve Dinamitler Türkiye’den Sağlanmıştı.
Teroristlerin 26 Ağustos Günü Istanbul Osmanlı Bankası’na Yaptığı Baskınlarda, Ermeni Teroristlerden 3 Kişi ölmüş Ve 6 Kişi Yaralanarak, Saldırganlardan 17 Kişi Sağ Kalmışlardır. Lakin Güvenlik Kuvvetlerinin Müdahalesi üzerine çıkan çatışmalarda 125 Asker Ve 25 Kişi De Yaralanmıştır. Ilginç Bir Durum Da Baskından Sonra Sağ Kalan 17 Teröristin Banka Müdürü Edgar Vincent’e Sığınmalarıdır.
Osmanlı Devleti Bu Ayaklanmayı Da Bastırdı. Ama Ne Var Ki Ermeni çevreleri Kendilerinin Düzenlediği Bu Terör Olayını Yine Osmanlı Devleti Aleyhine Propoganda Yoluyla Yayarak, Osmanlı Bankası Olayında 4-6 Bin Kişinin öldüğünü Iddia Etmek Suretiyle Bunun Büyük Bir çoğunluğunun Ermeni Olduğunu Ima Etmek Istemişlerdir. Osmanlı Devleti, Bir çok Ermeni Ile Beraber, 300 Kadar Müslüman’ı Da Tutuklayıp Mahkemeye Sevketmiştir.
Nihayet 19. Yüzyılın Son Ermeni Ayaklanması, 1897 Yılında 2. Sasun Ayaklanması Oldu. Taşnak çetelerinin, Osmanli Bankasi Darbesinden Sonra Ikinci Darbeyi Dogu Anadolu’da Vurmak Istemeleri üzerine, 1897 Temmuzunda Iran üzerinden Van’a Yönelmeleri Ve Taşnak çetelerinin Bu Bölgede Güvenlik Kuvvetlerinin Direnmeleri Ile Karşilaşmalari üzerine Geri çekilmeleri, Taşnaklari Yeniden Sasun Ve Muş üzerine Yöneltmiştir. Bunun üzerine 1904 Nisaninda Burada Bpatlak Veren Ayaklanma Sasun Tepelerinden, Muş Ovasina Ve Van’a Kadar Yayildi. Nisan’da Başlayan Bu Ayaklanma, Temmuz Ortalarina Kadar Sürdü Ve Ermenilerin Söyledigine Göre, Bu çarpişmalarda 932-1132 Türk öldürülmüş Ve Sadece 19 Ermeni öldürülmüştür.fakat Buna Ragmen Ermeni Kuruluşlari Ve Komiteleri Bu Ikinci Sasun Ayaklanmasini Da “ermeni Katliami” Na Dönüştürdü. Mamafih Bu Ikinci Sasun Ayaklanmasinin Bu Kere Avrupada Yeteri Kadar Ilgi Uyandirmadigi Da Bir Gerçektir.
Ermeni Sorunu Bu şekilde I. Dünya Savaşi’na Veya Daha Kesin Bir Deyimle 1915 Nisanina Kadar Devam Etti. Bu Tarihten Sonrasi Ise, Günümüze Kadar Devam Edecek Ve Uydurma Tarih Hikayelerine Konu Olacaktir.
Kaynaklar
Armaoğlu, Fahir. 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914). Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1997
üçarol, Rifat. Siyasi Tarihi (1789-1994). Istanbul: Filiz Yayınları, 1995
Sander, Oral. Siyasi Tarih. Ankara: Imge Kitabevi Yayınları, 1999
Esat Uras, Tarihte Ermeniler Ve Ermeni Meselelesi, Ankara, 1950
|
| Ödev Kategorisi |
: |
Ermeni Sorunu |
| Gönderen |
: |
Yönetici |
| Download Sayısı |
: |
4 |
|
|
Ödevi İndirmek İçin
Üye Olmanız Gerekmektedir ( Sitemize Üye Olmak İçin Lütfen Tıklayınız ) |
NOT: Sitedeki dosyalar üye olmak için öğrencilerin, öğretmenlerin,
Akademisyenlerin gönderdiği dosyalardan oluşmaktadır. Tümü Eğitim ve öğretim
amaçlıdır. Bu dosyaların tümünün editörden kontrol edilerek geçirilmesi yoğun
bir emek gerektiğinden, gözden kaçmış olanlar olabilir. Ayrıca bir üyemiz
tarafından gönderilen bir dosyanın telif hakkına tabi olup olmadığını her
durumda tespit edemeyebiliriz. Böyle bir durumu fark etmeniz halinde dosyanın
siteden kaldırılması için dosya adını bize mail atmanız halinde İlgili dosya 1 saat içerisinde ivedilikle
siteden kaldırılır ve kaldırıldığına dair bilgilendirme size mail yolu ile bilgi
verilir.
Telif haklarına gösterilen özen konusunda bize yardımcı olduğunuz için teşekkür ederiz..
|